Kapat

Sosyal 20 de 20 İçin GEL

Anasayfa
ÜniversiteyeGiriş Sosyal 20 de 20 İçin GEL

PDF:https://yadi.sk/i/uGpfOl1m3NF8bB

    • Felsefe

      Akımlar:

      Rasyonalizm (Akılcılık)

      Empirizm (Deneycilik)
      ]sensüalizm (Duyumculuk)
      ]Kritisizm (Eleştiricilik)
      ]Pozitivizm (olguculuk)

      ]Neopozitivizm (Analitik Felsefe) (Mantıkçı Empirizm)

      ]Entüisyonizm (Sezgicilik)

      Pragmatizm (Faydacılık)

      Fenomenoloji (Görüngübilim)

      Sofizm (Kuşkuculuk)

      Septisizm (Kuşkuculuk Şüphecilik)

      Sensüalist Septisizm (Duyumcu kuşkuculuk)

      Nihilizm (Hiççilik)

      İmmoralizm (Ahlak anlayılarını reddetme)
      Taoizm(Hiççilik)
      ]Realizm (Gerçekçilik)
      ]Oluşçuluk (Süreç Felsefesi)
      ]Düalizm (ikicilik)
      Hedonizm (Hazcılık)
      Egoizm (Bencillik)
      Anarşizm (Baştanımazcılık)
      Egzistansiyalizm (varoluşçuluk)
      Teizm (Tanrıcılık)
      ]Deizm (Yaratanclık)
      ]Panteizm (Tüm tanrıcılık)
      Politeizm (Çoktanrıcılık)
      ]Monotezim (Tektanrıcılık)
      ]Ateizmdir (Tanrı tanımazlık)
      Agnostisizm (Bilinemezcilik)
      ]Stoacılık (Kadercilik)

      Hümanizm (İnsancıllık)
      Neoplatonizm (Yeni Eflatunculuk):
      Aristotelizm

      Atomizm
      Patristik Felsefe
      Skolastisizm
      Nominalizm (Adcılık)
      Voluntarizm (İstenççilik)

      İşrakizm (Işıkçılık)
      Meşşaiye (Yürüyenler)
      Materyalizm (Maddecilik)
      İdealizm (Fikircilik)
      Kartezyenler (Descartesciler)
      Monizm (Bircilik):
      Spiritüalizm (Ruhçuluk)
      Romantizm
      Relativizm (Görecelilik)
      Metafizik (Fizikötesi)
      Mistisizm (Gizemcilik)
      Paradigma (Görüş açısı)

      Rasyonalizm (Akılcılık) : 
      Rasyonalizme göre zorunlu kesin ve genel geçer bilgilere ancak akılla ulaşılır. O halde doğru bilginin kaynağı akıldır. Duyu organlarının verileri geçici ve doğruluğu kesin olmayan bilgilerdir ve bu verilere güvenilemez. Felsefe evreni ve insanı kavrarken aklı kullanarak doğru bilgilere ulaşabilir.
      Temsilcileri: Sokrates Platon Aristoteles Farabi Descartes Spinoza Leibniz Hegel 

      Empirizm (Deneycilik) : 
      Doğru bilgiye duyu verileri ve deneyle ulaşılabileceğini savunan akımdır. İnsan aklında doğuştan bilgi olmadığını ve bilgiye dış dünyadan gelen deney verileri ile ulaşılabileceğini ileri sürer. Bilginin kaynağı deneydir. Empirizm deneye dayanan fiziği temel alır. Empirizmin ilk örnekleri ilkçağda Epiküros’ta görülür. Ona gör bütün bilgilerin ilk kaynağı duyudur.
      Temsilcileri: John Locke David Hume 

      Sensüalizm (Duyumculuk):
      beş duyu verisinin verilerini doğru kabul eden görüş. Empirizmi doğrudan duyu algısı olarak kabul eder. Duyu algılarının dışındaki bilgi kaynaklarını reddeden görüş zihnin soyutlama gücüyle elde ettiği kavramların bilgi olduğunu da reddeder.
      Temsilcileri: George Berkeley Condillac

      Kritisizm (Eleştiricilik) : 
      Kristizm bilgi teorisine aklı inceleyerek yaklaşmaya çalışır. Bunun için de bilgiyi sağlamada aklın rolünü ve deneyin rolünü ayrı ayrı ele alarak rasyonalizmle empirizmi uzlaştırmak ister.
      Temsilcisi: Immanuel Kant

      Pozitivizm (Olguculuk) : 
      Pozitivizm de 19. yüzyıla damgasını vuran doğa bilimlerinden etkilenerek doğmuştur. Pozitivizm ancak duyu verilerine ve deneye dayanan olgusal dünyanın bilinebileceğini ve bu bilgiye de bilim aracılığı ile ulaşılabileceğini savunur. Deneyle denetlenemeyen her türlü felsefi soru anlamsızdır. Bu yüzden olguların arkasında yatan nedenler değil olguların arasındaki ilişkilerin bilgisine ulaşmayı amaçlamak gerekir.
      Temsilcisi: Auguste Comte

      Neopozitivizm (Analitik Felsefe) (Mantıkçı Empirizm): 
      Analitik felsefe felsefeye bilimlerin dilini analiz etmek işlevi yükler. Böylece felsefe düşünsel bir etkinlik alanı olmaktan çıkarılır yalnızca dil analizleri yapan bir alan haline getirilir. Felsefe bilimlerin dilini çözümleyecek onların kavram yapılarını araştıracaktır. Bunu yaparken de sembolik mantığı kullanacaktır.
      Temsilcisi :
      Ludwig Wittgenstein Schlick Rudolf Carnap ve Reichenbach’dır.

      Entüisyonizm (Sezgicilik) : 
      Kesin ve değişmez bilgilere sezgi aracılığı ile ulaşılabileceğini savunan akım enstüisyonizmdir.
      Temsilcileri: Henri Bergson Gazali

      Pragmatizm (Faydacılık) :
      Bilgiye fayda açısından yaklaşan pragmatizm bir yaşam felsefesidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan bu akım felsefi bir akım olmanın ötesinde geniş halk kitlelerinin yaşam biçimine dönüşmüştür. Temeli İlkçağ filozoflarından sofistlere kadar inen pragmatizm bilgiyi faydaya dayandırır. Pragmatizme göre ne ki faydalıdır o bilgidir ne ki bilgidir o faydalıdır.
      Temsilcileri: William James John Dewey

      Fenomenoloji (öz-görüngübilim) :
      Fenomenoloji pozitivizmin duyusal verileri yani olguları ön plana çıkaran anlayışına karşı “genel objeler” in ruhsal (tinsel) olarak kavranabileceği anlayışını ortaya koyar. Görünenler (fenomenler) içinde bulunan “öz” doğru bilgidir ve bu “öz” ancak bilinçle kavranır.
      Temsilcisi: Edmund Husserl

      Sofizm (Kuşkuculuk): 
      Sofist felsefe İ.Ö. 5. yüzyılda doğa filozoflarına tepki olarak doğar. Sofistlere göre duyu verileri insanlara göre değiştiğinden kesin bilgilere ulaşmak olanaksızdır. Bu yüzden bilgi görelidir (relatiftir).
      Temsilcisi: Protagoras Gorgias

      Septisizm (sistematik kuşkuculuk şüphecilik) : 
      Kuşkucu Pyrhon (Piron) ve Timon verilen her yargının çelişiği için de güçlü nedenler olduğunu söyleyerek hiçbir konuda kesin yargıya varılamayacağını ileri sürer.

      Sensüalist Septisizm (Duyumcu kuşkuculuk): 
      Sextus Empricus’a göre doğru bilgi olanaksızdır. Çünkü;
      Aynı şeyler farklı insanlarda farklı etkiler yapar.
      Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır.
      Algılar içinde bulunduğumuz duruma göre değişir.

      Nihilizm (Hiççilik) :
      Nihilizme göre hiçbir varlık gerçekten var değildir ve varlığı var olan olarak kabul eden görüşlere karşı çıkar. Ancak daha genel bakıldığında nihilizm hiçbir değer ve kural tanımayan bir görüştür ve toplumda düzeni sağlayan tüm otoriteleri reddeder. Nihilizm bu biçimiyle siyasal anlamda anarşizme temel oluşturur.
      Temsilcileri: Gorgias W.F. Nietzsche

      İmmoralizm (Ahlak anlayılarını reddetme): 
      Ahlakın dışlandığı bu felsefi anlayışın en önemli temsilcisi Friedrich Nietzsche’dir. Nietzsche kendi çağına kadarki ahlak anlayışlarını reddederken immoralisttir. Ancak “üst insanın” ahlakının egemen olması gerektiğini söylerken de moralisttir.

      Taoizm (Hiççilik): 
      Nihilizmin bir başka biçimi de İlk Çağda Çin’de görülen taoizm’dir. Lao-Tse’nin kurduğu taoculuk gerçeğin tüm çeşitliliğine karşın “bir” (Tao) olduğunu ve bunun adının biçiminin maddesinin görüntüsünün olmadığını savunur. Aldatıcı olan dünya varlıktan yoksundur.

      Realizm (Gerçekçilik) : 
      Varlık vardır anlayışı realizmdir. Realizm varlığın insan bilincinin dışında insan bilincinden bağımsız olarak var olduğunu savunur. Realizmle ilgili bir başka tartışma konusu da varlığın ne olduğu problemidir.

      Oluşçuluk (Süreç Felsefesi): 
      Bu görüşün ilk temsilcisi İlk Çağ doğa filozoflarından Herakletios’tur. Herakleitos’a göre evrenin ana maddesi (arkhe) ateştir ve her şey ateşe dönüşecektir. Bu süreçte evrende her şey değişir. Değişimin temeli karşıtların çatışmasından doğan uzlaşma oluştur. “Değişmeyen tek şey varsa o da değişmenin kendisidir.” Herakletios değişmenin düzenine logos (akıl) adını verir.
      Temsilcileri: E. Mach H. Bergson ve N. Whitehead

      Düalizm (ikicilik): 
      Materyalizmle idealizm arasında bir uzlaşma çabasıdır. Descartes’a göre varlık madde ve ruh olmak üzere iki cevherden oluşur. Ruhun işlevi düşünmek maddenin işlevi uzayda yer kaplamaktır. Evrendeki nesne dünyasındaki varlıklar salt madde Tanrı ise salt ruhtur. İnsanda madde ve ruh bir aradadır.

      Hedonizm (Hazcılık): 
      İnsanın haz duyduğu şeylerle mutlu olabileceğini savunur. Haz duyulan şeyler öznel olduğundan evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez. Bu görüş ilkçağ düşünürlerinden Aristippos’a göre “iyi” nin ve “kötü” nün ölçütü hazdır. Haz veren şeyler “iyi” acı veren şeyler ise “kötü” dür. Epiküros’a göre ise insan acıdan kaçarak ve hazza yönelerek mutlu olur.

      Egoizm (Bencillik): 
      İnsan eylemlerinin kökeninde “ben sevgisi” vardır. Ahlak ise insanın kendini koruma güdüsünün dışa vurulmasından başka bir şey değildir. Bu görüşü savunan T. Hobbes’a göre insanda hayvanlarda olduğu gibi “kendini sevme” ve ”kendini koruma” içgüdüleri vardır. Dolayısı ile insan doğası gereği “bencil” dir. Bencil olan insan her şeyden önce kendi “çıkar” ını düşüneceğinden evrensel bir ahlak yasası yoktur.

      Anarşizm (Baştanımazcılık): 
      Toplumsal yaşamı düzenleyen tüm kurum ve kuralları reddeden anarşizm doğal olarak ahlak kurallarının egemenliğini de reddeder. Bireysel iradenin her şeyin üstünde olduğunu savunulur.
      Temsilcileri: Proudhon Bakunin Kropotkin ve Stirner

      Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk): 
      insanın yaşamını kendisinin kurması açısından özgür olduğunu savunur. Kierkegaard Heiddegger Jaspers ve Sartre’a göre insan kendi varoluşunu kendisi yaratır. Bir bıçak önce zihinde tasarlanır sonra yapılır. Bıçak için özgür seçim yoktur. Sadece insan değerlerini kendisi yaratır ve özgür iradesi ile yolunu seçer. O halde insanın “varlık” ı “öz” ünden önce gelir. İnsan ahlaki olarak “varlık” ı “öz” ünden önce gelir. İnsan ahlaki olarak “iyi” ve “kötü” nün ölçütünü topluma göre değil kendi öz iradesi ile belirlemelidir. Bu nedenle evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez.

      Teizm (Tanrıcılık): 
      Evreni ve insanı yaratan öncesiz ve sonsuz bir Tanrı’nın varlığını kabul edip Tanrı’nın aynı zamanda dünya ile sürekli ilişki içinde olduğunu kabul eden görüş Teizm’dir. Teizme göre Tanrı dünya ile ilişkisini dinler aracılığı ile kurar. Bu görüşte olanlar Tanrı’nın varlığını açıklamak üzere şu kanıtları ileri sürerler

      Deizm (Yaratanclık): 
      Deizm Tanrı’nın evreni kendi yasalarına göre işleyen bir düzen olarak yarattığını savunur. Ancak yaratan ve düzeni kuran Tanrı’nın evreni kendi başına bıraktığını kabul eder. Bu yüzden deizm dinsel dogma ve ilkelerin varlığını kabul etmez. Deizm’e göre Tanrı’nın vahiy mucize gibi kanıtlara gereksinimi yoktur.

      Panteizm (Tüm tanrıcılık) : 
      Panteizm Tanrı ve evreni bir gören özdeş gören anlayıştır. Bu görüş Tanrı’yı doğanın dışında düşünmez.

      Politeizm (Çoktanrıcılık):
      Tanrının birden fazla olduğunu savunan inanış eski yunan inanışında olduğu gibi.

      Monotezim (Tektanrıcılık):
      bir yaratıcı olduğunu kabul eden inanış sistemidir müslümanlık hristiyanlık yahudilik gibi.

      Ateizmdir (Tanrı tanımazlık): 
      Ateizm tanrı’nın varlığını reddederek evreni evrene dayanarak açıklamaya çalışır. Bu nedenle ateizmi savunan düşünürler genelde materyalisttir. Ateizm tanrı’nın varlığını şu nedenlerle reddeder

      Agnostisizm (Bilinemezcilik): 
      Tanrı’nın var olup – olmadığının bilinemeyeceğini savunan görüştür. Örneğin sofist düşünürlerden Protagoras “Tanrılar üzerine bilgi edinmekte çaresizim; ne var oldukları ne de olmadıkları ne de ne şekilde oldukları üzerine …” Agnostisizm adını ilk kullanan Thomas Huxley’e göre duyularımızla kavrayamadığımız şeyler konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Tanrı da duyularla kavranamadığı için var olup-olmadığını söylenemez.

      Stoacılık (Kadercilik): 
      Dünya bir amaca göre düzenlenmiş sistemdir. Varlıklarda bu sistemde ahenkli bir bütündür. Bu bütünün bir parçası olan insan bütünün amacına uygun davranmalıdır. İnsanın amacı olan mutluluk Mutluluk erdemdir. Erdem doğaya uygun yaşamaktır. Hepsi insan iradesinin Tanrı iradesine uygun düşmesinden ileri gelir. İnsan kendini dünyanın gidişinden kendini ayıramayacağına göre yapılacak iş dünyanın gidişini olduğu gibi benimsemektir. Bu nedenle insan gereksiz sıkıntı ve tasalardan uzaklaşmalıdır.
      Temsilcileri: Epiktetos ve Kıbrıslı Zenon

      Hümanizm (İnsancıllık): 
      Rönesnas’ın işlediği ilk konu insandır
      İnsanı arayan insanın özü ile bu dünyadaki yerini sorgulayan çalışmalara denir.

      Neoplatonizm (Yeni Eflatunculuk): 
      Aristocu skolastiğe karşı Platon sevilmiştir.
      Platon akademisi kurulmuştur. Platon’un güzeli baş idea arasına alması Rönesans felsefesinin platonu benimsemesine sebep olmuştur. Ayrıca platonun mistik yapısı da Rönesans ’ın din yapısına uygundu. Bu sebepler Platonizmi doğurmuştur.

      Aristotelizm (Aristoculuk):
      Aristo’yu ortaçağın yanlış yorumladığına inanan bir takım düşünürler Aristo’nun fikirlerine yeniden yöneldiler. Aristoculuk skolastisizmden uzak bir şekilde yeniden yorumlanmıştır.

      Atomizm (Yeni maddeclik): 
      Rönesans atomculuğu Epiküros’a dayanır. Epiküros skolastik felsefenin etkilerinden ayıklanarak yeniden anlanmaya çalışılmıştır. Böylece yeniden canlanan atomcu felsefe skolastiğe karşı çıkmıştır.

      Patristik Felsefe (Kilise babaları felsefesi):
      Hristiyanlık dinine antik felsefe ile şekil verme görüşlerinin ilkidir.
      Kilise babalarının felsefesidir. Hristiyan öğretilerinin temellendirilmesine çalışmışlardır.
      2-6.yy larda yaşamışlardır. Kilise babaları aynı zamanda din adamıdır.
      Temsilcisi: Augustinus

      Skolastisizm (Kilise okulları felsefesi): 
      Patristik felsefenin sistematik halidir. Skolastik felsefede Aristotales felsefesinin ağırlığı vardır. Skolastik felsefe okul felsefesidir. Din adamı yetiştiren manastır ve katedraller de geliştiği için schola felsefesi ortaya çıkmıştır. Bu dönem felsefeyi dinin doğrularına uygulayıp inanç konularını kavranılır kılmayı amaçlar. Skolastik kiliseye bağlılık ve her türlü eleştiriye kapalılıktır. (dogmatizm)
      Temsilcileri: Aquinalı Thomas Anselmus Ockhamlı William

      Nominalizm (Adcılık): 
      Skolastiğin önceki dönemlerinde belirlenen ideaların zihnin ürünü olan ad’tan ibaret olduğunu savunan görüştür. Kurucusu Ockhamlı Williamdır. Felsefe ile bilimlerin dinden bağımsızlığına yol açmıştır. Rönesans felsefesine zemin hazırlamıştır.

      Voluntarizm (İstenççilik): 
      İradenin aklı karşısındaki üstünlüğünü ileri süren görüştür. Duns Scotus’a göre insanı bilgiye ***üren iradesidir. İnsanın kilise karşısında özgür olmasına yol açmıştır. Rönesans felsefesine zemin hazırlamıştır.

      İşrakizm (Işıkçılık): 
      İslam felsefesinin eski doğu din ve felsefesinden etkilenmesiyle oluşmuştur.
      Mistik bir yapısı vardır. Yeni eflatunculuktan etkilenilmiştir. Akla karşıdır. Kurucusu Sühreverdi’ dir. İşrak aydınlanma manasındadır. İşrak insanın içine doğan ışık (sezgidir) Doğruya akıl sezgi ve benliğin arınması ile ulaşılır.

      Meşşaiye (Yürüyenler): 
      İslam düşüncesi ve Aristo felsefesini uzlaştırmaya çalışmışlardır. Aristo felsefesini kendilerine rehber edinmişlerdir. Akıl ile İslam inançlarını açıklamaya çalışmışlardır. En önemli temsilcileri Farabi İbn-i Sina ve İbn-i Rüşd’tür. Aristo’nun izinde yürüdükleri için bu felsefeye Meşşai (yürüyen) felsefesi denir.

      Materyalizm (Maddecilik): 
      Varlığın insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu kabul ederler ve maddi cinsten bir şeyt olduğunu savunurlar. Materyalizm çatısı altında toplanırlar. Materyalizme göre gerçekten var olan “madde”dir. Demokritos Hobbes Lametrie Marx

      İdealizm (Fikircilik): 
      Varlığın ilk ve en önemli ögesinin idea olduğunu öne felsefi öğretiye idealizm denir. Varlığı idea kabul eden filozoflardan Platon Aristoteles Farabi ve Hegel’dir.

      Kartezyenler (Descartesciler): Descartes’in öğrencilerine denir aklı ön plana çıkarmışlardır.

      Monizm (Bircilik):
      Beden ve ruh gibi iki cevher değil bir cevher var diyen görüş

      Spiritüalizm (Ruhçuluk):
      Var olanların özü ruhtur diyen görüş.

      Romantizm (duygusalcılık): 
      Kant’ın insan zihni ve ruhunda kabul ettiği her şeyin dış dünyada da var olduğunu kabul edenlere denir. A.de Musset

      Relativizm (Görecelilik):
      her şeyin kişiden kişiye değiştiğini mutlak ve değişmezin olamayacağını savunan görüş.

      Metafizik (Fizikötesi): 
      Duyusal olanın üstünde olanı araştıran ve ruh cin peri vs varlıklarla uğraşan daldır.

      Mistisizm (Gizemcilik): 
      Doğaüstü güçlerin var olduğu ve bunlarla ilişki kurulabileceği temelini savunan görüş.

      Paradigma (Görüş açısı): 
      olguları açıklamaya yönelik kanılar inançlar ve değer yargılarından oluşmuş bir çerçevedir. Bilim adamının dış dünyaya bakışını belirleyen bir kuramdır.

      Tarih 

      *) Tarih , öğrenim kolaylığı açısından sınıflandırılır.

      *) Tarih kronolojik sıraya göre sıralanmalıdır cunku tarihte bir olayın nedeni diğer olayın sonucudur.

      *) Mezarların oda şeklinde yapılması , ölenlerin süs eşyalarıyla gömülmesi ahiret inancına kanıttır.

      *) Su bentleri , sulama kanalları , orak kullanan toplumlar tarımla uğraşmışlardır.

      *) Kolonicilik olan yerde : Ticari ilişkiler olur , kültürel etkileşim olur.

      *) Şehir devletlerinin olduğu yerde , siyasi birlik yoktur , özgür düşünce vardır.

      *) Ülkede ikili yönetim varsa , taht kavgası vardır , merkezi otorite zayıftır , feodalite güçlüdür. 

      *) Ülke hanedanın ortak malı anlayası varsa , merkezi otorite zayıftır , taht kavgaları yaşanır , feodalite güçlenir , erkek cocukları tahta geçme şansına sahiptir. 

      *) İkta sistemi , Timar sistemi Devlet hazinesini artırmaz.

      *) Bir ülkenin sınırları genişliyorsa , Ülkenin ekonomik geliri artar , farklı kültürel etkileşim olur , nufus artar , imparatorluk yönetim şekli güçlenir.

      *) Kut anlayısı , Halkın hükümdara baglılıgını artırır , merkezi otoriteyi düşürür , erkek cocukları tahta geçme şansına sahiptir.

      *) Skolastik düşünce , bilim ve düşünceyi sınırlandırır.

      *) En büyük kültürel etkileşim savaş yoluyla olur.

      *) Ordugahlar , sınırların genişletilmesi , bölgelerin güvenliği ve asker yetiştirme amacıyla kurulur.

      *) Fethedilen yerlere Türklerin veya Müslümanların yerleştirilmesinin nedeni , fetihlerin kalıcı olması ve bölgede Türk veya Müslüman kültürünün yayılması içindir. 

      *) Posta teşkilatı : Denetimi kolaylaştırdıgı için merkezi otoriyeti güçlendirir.

      *) İç isyanların güçlükle bastırılması ülkenin otorite düşüklüğünü gösterir ve düşman devletlere cesaret verir.

      *) Fethedilen toprak fethedenindir.” Anlayısı fetihleri hızlandırırken feodaliteyicanlandırır.

      *) Boy beyleri – Atabeyleri , iyi yönleri devlet parçalansada Türkleşme engellenemez ancak merkezi otoriteyi zayıflatırlar.

      *) Alanya , Antalya , Suğdak ın fethedilmesi ticarete verilen önemi kanıtlar.

      *) Ekstra bilgi : Türkiye selcuklularının , Büyük selcuklulardan farkı , Merkezi otoriteye ve donanmaya önem vermeleridir.Coğrafi imkanları Büyük selçuklulardan daha avantajlı oldugu için deniz donanmasıda gerçekleştirmişlerdir.
      Ekstra bilgi : Birinci haçlı seferinde savaşa girmeyip ikinci haçlı seferinde savaşa giren bazı din adamları , devlet büyüklerinin savaşa girme sebebleri , birinci haclı seferini yenmeleriyle gaza gelmeleri ve ikinci haclı seferini yeneceklerini düşünmeleridir.

      *) Uç beyleri , sınırların genişlemesini sağlarlar.

      *) Yargıda kadılara baskı uygulanamamasının sebebi yargının bagımsızlıgındandır.

      *) Anadolu ve Mezopotamya arasında ilişkiler kesilmeden devam etmiştir.Bunun sebebi ; iki bölge arasında ulaşım kolaylığı olması ve iki bölgenin üretimlerinin birbirlerinin ihtiyaçlarını tamamlamasındandır.

      *) Türkiye devletinde , edebiyat ve resmi dilin Farsça olmasında ,Türklere islamiyet’in İran yoluyla geçmesi ,İran’dan aydın ve idarecilerin gelmesi , iki ülke arasında sıkı ilişkilerin olması ve Farsça’nın işlenmiş bir dil olmasındandır.

      *) Ekstra bilgi :Karasioğullarının alınmasıyla Rumeliye geçiş kolaylaştı.Bizans’ın Çimpe kalesini Osmanlılara vermesiyle Rumelinin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.

      *) Ekstra bilgi : Osmanlıların Rumelide fazla toprak kaybetmemesinin nedeni , halkın Osmanlı devletinin hoşgörüsünden memnun olması , Balkan ulusları arasındaki mezhep çatışmalarının olması , Avrupa’da yüzyıl savaşlarının sürmesi etkili olmuştur.

      *)Ekstra bilgi :Rumeli Hisarı’nın yapılma nedeni Bizans’a gelecek yardımı engellemek içindir.

      *) Halifeliğin ele geçirilmesi deyince aklına Doğu gelsin. 

      *) Kırım deyince aklına Karadeniz gelsin.Kırımın fethiyle Karadeniz Türk gölü haline gelmiştir.

      *) Osmanlı tarihinde ” Ülke Hanedanın Ortak Malı ” anlayısı değişmemiştir.

      *) Avrupalıların Ümit Burnu’nu bulması Osmanlı ticaretini gümletmiştir. 

      *) Ekstra bilgi : Orta Avrupa’da Osmanlı üstünlüğünün kurulması = Mohaç 

      Anadoluda Türk siyahi birliğinin kurulması = Tunadağ 

      Akdeniz’de Osmanlı üstünlüğünün kurulması = Preveze 
      Savaşlarıdır.

      Ekstra bilgi : Fatih döneminde ; Venedik
      , Kanuni döneminde Fransızlara ekonomik ayrıcalıklar verilmesi ,

      – Deniz ticaretini canlandırma – Haçlı birliğini engelleme -Avrupalıların ittifak yapmasını engelleme – Hristiyan birliğini bozmaya yöneliktir.

      *) Sınırların genişlemesine baglı olarak eyalet sayısıda artar.

      *) Ekstra bilgi : ” Ülke hanedanın ortak malıdır.” anlayısının yerine ” Ülke hükümdar ve oğullarının malıdır.” anlayısının getirilmesinin sebebi , taht kavgalarının sınırlandırılması ve merkezi otoritenin korunması içindir.

      *) Ekstra bilgi : Şehzadeler, yönetim deneyi kazanması , halkı tanıması ve tanınması için tecrübeli devlet adamlarının gözetiminde sancaklara idareci olarak gönderilirlerdi.

      *) Ekstra bilgi: Divan üyelerinin görüşlerini daha rahat söyleyebilmeleri için Divan idaresi sadrazamlara bırakılarak toplantıları kafes arkasından izlemeye başlanmıştır.Böylece sadrazamlık makamıda güçlenmeye başlamıştır.

      *) Kapitülasyonların artması ekonomiye zarar verir. 

      *) Lonca teşkilatı : Mesleki eğitim amaçlı.

      *) Yeniçeri ocagı kaldırılınca padişah tekrar yönetime geçti.

      *) Haraç ve Cizye toplanması teokratik yönetim oldugunu kanıtlar.

      *) Yenıçeri ocagı , Yaya ve Müsellemlerin yetersizliğinden savaş esirlerinden kurulmuştur.

      [8|]*) ” Yeniçeri Devlet İçindir ” anlayısı ” Devlet yeniçeri içindir ” olarak değiştirilmiştir.Bunu devlet yönetimine burnunu sokmak için yapmıslar bazıları.Bu anlasıyın değişmesiyle ,
      – Yenıçeriler yönetime katılmış.
      – Devletin etkinliği zayıflamış.
      – İsyanlar artmış.
      – Merkezi otorite sarsılmış.

      – Haclı seferleri , Yüzyıl savaşları , İngiltere ve Fransa’da iç savaşlar , Coğrafi keşfler ve Ateşli silahlar > Feodalitenin yıkılmasına neden olmuştur.

      -Feodalitenin yıkılması , mutlak kralıyetlerın güçlenmesine neden olmuştur.

      – Ticaretle ilgilenen kısım burjuva sınıfıdır.Coğrafı keşiflerle burjuva sınıfı önem kazanırken , soylular sınıfı böreği yemiştir 

      – Coğrafı kesıflerle tıcaret önem kazanırken toprak önem kaybettı.

      – Ronesans , Coğrafı keşıfler ve Reforumun ortak ozellıgı > Avrupanın gelışmesını önleyıcı engeller ortadan kalkmıstır.

      – Çeviri , İnceleme , Kültür bırıkımının artması , Okulların açılması > Ronesansı hızlandırır.

      – Ronesans kısaca yenıden doguş , yenıden yenılenme demektır.
      – Reform ise , olan duzenı bozmadan yapılan yenılıktır.

      – Rönesans Osmanlı devletıne yarar sağlamamıştır ancak batının gerısınde kalmamıza neden olmuştur.Cunku Osmanlı Devleti Batıyı kendınden ustungoruyordu.Bu da daha sonra olumsuz sonuc olarak dönecektır.

      – Reform Osmanlı devletıne iç yönetım olarak avantaj veya dezavantaj saglamamıstır ancak dıs polıtıkada önemlı sonuclar cıkmıstır.Çünkü Reform Avrupa’da sıyası bolunmelere neden olmuştur.Osmanlıların Avrupa’da ilerleyişi kolaylaşmıştır. 

      – Osmanlı Devletı’nın zayıflamasına neden olan maddeler : 
      * Merkezı Yönetımın bozulması

      * Askerı sıstemın bozulması

      * Sosyal Alandakı bozulmalar

      * Egıtım Sıstemının bozulması

      * Ekonomının bozulması

      * Osmanlıyı olumsuz etkıleyen dış faktorler

      – Rönesans , Reform ve Coğrafı Keşıfler > Avrupa ve Osmanlıyı etkılerken , Fransız Ihtılalı tüm dünyayı etkılemıstır.Farkları budur.

      – İltızam sıstemı’nın tımar sıstemınden farkı , Nakıt ıhtıyacının gıderılmesı ıcın acılmasıdır.

      – Celalı ısyanları : Anadolu’da ekonomık , toplumsal ve sıyasal nedenlerden dolayı cıkmıstır.( Sorularda cok karsılaşabılırsınız bu ısyanla , bılmenızde yarar var.)

      – Sancak sıstemının kaldırılması otorıteyı zayıflattı.Bunun nedenı , şehzadelerın egıtım ve deneyım kazanmadan taht basına gecmesıdır.Bu da dusman devletlerı cesaretlendırıyordu. 

      – Islıhatların kalıcı olmamasının nedenı , sorunların köküne ınılmemesınden,. baskı ve şiddete basvurdukları ıcın , halka yenilikleri anlatamadıkları için başarılı olamadılar.Zaten yenıcerıler de zıkkım var gıbı burnunu sokuyordu.Onlar ıslıhat ıstemıyorlar , butun ıslıhatlara karsı cıkıyorlardı çünkü otorıtelerı zayıflayacak ya… [8|]

      – Osmanlı Devletı’nın Avrupa’dan geri kalmasının nedenlerı : 

      *Avrupa’nın üstünlüğünü kabul etmemesı
      * Ronesansın olumsuz etkılerı
      * Coğrafı kesıflere cıkmamaları
      * Sanayı ınkılabının olumsuz etkısı
      * Teknolojık gelısmelere ayak uyduramamaları

      – * Fransa > Akdenız’e egemen olma * Rusya > Sıcak denızlere ınme * Ingıltere > Sömürgecılık yapma Polıtıkaları ızlemıslerdır.Bunları bılmenız lazım sureklı karsınıza cıkar.

      – Avrupalıların gavur haklarını bahane edip Osmanlı’nın iç işlerne karışması , Osmanlı’nın zayıfladıgının ve eskı gucunu yıtırdıgının kanıtıdır. 

      – Lale Devrı : Avrupa’nın üstünlüğü kabul edılmıstır. 

      – XVIII.yy da yapılan ıslıhatların XVII.yy da yapılan Islıhatlardan farkı , Avrupa’nın örnek alınmasıdır.

      – Kucuk Kaynarca Antlasması : Fazla toprak kaybettıgımız Antlasma. 

      – Turk devrımının , Fransız ve Rus devrımlerınden en temel farkı Içte saltanata , Dışta Isgallere karsı mücadele edılmesıdır.

      – Yenıcerı ve Ordu batılılasmayı ıstememıstır.

      – Nızamıcedıd ordusu deyınce hemen aklına Avrupa tarzı egıtım gelsın. 

      – Elçılıkler , Ulkeyı yakından tanımayı , ulkede neler olup bıttıgını anlamaya yarar.Kısaca dıploması ıle alakalıdır.

      – * Ingıltere > Somuru yollarını korumak ıcın

      * Fransa > Kapıtılasyonlardan yararlanmak ıcın
      *
      Avusturya > Çok uluslu devlet oldugu ıcın Osmanlıya destek vermıstır.

      – Fransız Ihtılalı ıle ortaya cıkan mıllıyetcılık akımı Osmanlı Devletını olumsuz etkıledı.Çünkü Osmanlı cok uluslu devlet yapısına sahıptır. 

      – Gırıt , Azrak kalesı , Venedık , Kırım denınce hemen aklına > Denız hakımıyetı gelsın. 

      – Malıkane Sıstemı > Devletın nakıt ıhtıyacını karsılamak amaclı

      – Sanayı Inkılabı sonrası bol , ucuz ve serı uretımın baslaması hammadde ve pazarıhtıyacını artırmıştır.

      – Fransız Ihtılalı , Coğrafı Kesıfler , Sanayı Inkılabı Osmanlı Devletını olumsuz etkıledı.Fransız ıhtılalı hukuk ve esıtlık alanında olmlu etkıledı.Onun dısında Mıllıyetcılık akımı tum cok uluslu devletlerın yıkılmasına neden olmustur. 

      – Evrensel ınsan hakları ve demokrasının ortaya cıkmasında : * Fransız Ihtılalı ve ABD nın kurulması etkılı olmustur.

      – Orduda Avrupa Tarzı ıslıhat yapılması , Avrupa’nın ıkı gücünü bırden yenmemızı saglamıstır. ( Rusya ve Avust.) 

      – Kırım deyınce aklına Karadenız gelsın.

      – Lehıstan > Osmanlı ıle Rusya arasında tampon bolge konumundaydı.Bu yuzden Lehıstan’ın Osmanlı Icın onemlı oldugu anlasılıyor.

      – Vıyana Kongresı :

      * Avrupa sınırlarının tekrardan belırlenmesı

      * Mıllet , dıl ve dın unsurları dıkkate alınmaması

      * Mutlak krallıklarını korumak amaclı yapmıslardır.

      Guya sozde bu antlasmaya göre nerede ayaklanma cıkarsa bastıracaklardı ancak Osmanlıda Yunan ayaklanması cıktıgı halde bastırmayı bırak bırde ayaklanmaya destek verdı yavsaklar.Yanı buda demek oluyor kı Cıkarlar on plandadır , verdıklerı sozu tutmamaktadırlar. 

      – Ingıltere sonradan Osmanlı devletını korumaktan vazgeçmiştir.Bunun nedenı : 
      * Osmanlı Devletı’nın Almanyaya yakınlasması
      * Osmanlı Devletı’nın ıyıce zayıflaması
      * Osmanlı Devletı ne hakım olmak ıstemesı neden olmustur.

      – Senediittifak : Ayanların yetkısının artırılması ve Padısahın yetısı sınırlandırılması planlanmıstır.Kısaca ulke yonetımı böreği yemektedır. 

      – Londra Bogazlar sözleşmesı ıle Osmanlı Devletı’nın bogazlardakı egemenlıgı sona ermıstır. 

      – Duyun-u umımıye > Osmanlı Devletı’nın dıs borclarını odeyememesı uzerıne dıs devletler tarafından baskı yoluyla kurulmustur.Bı nevı dayatmadır.Ortada zorla el koyma felan var.Işler karısık hacı.Ekonomık Bagımsızlık elden gıttı…

      – Takvım-ı Vekayı > Bu gazeteyle halkın aydınlatılması , devletın butunlugu ve devamı yonunde hukumet polıtıkasının gelıstırılmesı , ıslıhatların ve sıyasal gelısmelerın anlatılması amaclanmıstır.

      – Yenıcerı ocagı’nın kaldırılması olayına Vaka-yı Hayrıye denır.Böylece ne olmustur ?
      *Padısahın otorıtesı artmıstır
      * Islıhat hareketlerı hızlanmıstır.Hanı her b*ka burunlarını sokuyorlardı ya. 

      – Ekber ekşed sıstemı var.Aklıma gelmısken onuda soyleyeyım , Taht kavgalarını onlemek ve merkezı otorıteyı guclu tutmak amacıyla akıl ve ruh saglıgı duzgun olmak sartıyla aılenın en yaslı kısılerının tahta gecmesı saglanmıstır.

      – Osmanlı’da Avrupa Tarzı okulların acılması kültür catısmasına neden olmustur.Bunun yanında kültürel etkılesım de olmustur.

      – Tanzımat Fermanı ‘nın Fransız Ihtılalı’nden farkı , Halk yoluyla degıl padısah yoluyla ılan edılmesıdır.

      -Osmanlı Devletı’nın denge polıtıkası ızlemesı eskı gucunu kaybettıgını gosterır. [>:]

      – ISlahat FERMANI’NIN TANZIMAT FERMANI’N DAN FARKI :
      * Daha çok gavur haklarıyla alakalı olması
      * Dış devletlerın baskısı sonucu olması 

      – Osmanlı devletı I.meşrutıyetı bır an önce ılan etmek ıstemıstır cunku dıs devletlerın azınlıkları bahane ederek ıc ıslerıne karısmasını onlemek ıstemıstır.

      – I.Mesrutıyet’ı Abdulmecıt , mutlak kralıyetı guclendırmek ıcın kaldırmıstır ancak 31 mart sonrası cıkan ayaklanma ıle mecburen II.Mesrutıyet ılan edılmıstır.


      – Bunu da bılgı dısında oylesıne yazıyorum , Osmanlı – Rus savasında , Osmanlı ıc bolgelerdekı Isyanları bastırınca , dıs ulkeler bunu hrıstıyan katlıamı olarak duyurdular.Aynı sekilde Rumların doguya gırerek Turk halkına katlıamlar yapılması kamuoyuna yanlıs duyurulurdu ve otorıte sarsılmak ıstendı.Bugun cıkmıs dıyorlar Ermenı soykırımı bılmem şu bu…Alayı ****** bunların. 

      – Yunanıstan , Sırbıstan , Bulgarıstan , Arnavutluk > Isyanla , Mısır > Somurgecılıkle , Osmanlı Devletı’nın elınden cıkmıstır.

      – Almanya ve Italya’nın sıyası bırlıgı kurmaları : 

      * Avrupa’da sıyası dengelerın bozulması

      * Sıyası bloklasmanın kurulması

      * Sömurge yarıslarının baslamasına neden olmustur.

      – Mebusan meclısı > Halkın yonetımdekı etkısını artırmıstır.

      – Ikı devlet bırbırıne yakınlasır ıse dıgerı uzaklasır.Aklında bulunsun.Mesela Osmanlı – Almanya yakınlasması sonucu İngıltere’nın uzaklasması gıbı.

      – Ferman’ı padısah yayınlar.Akında bulunsun.

      – Panslavızım polıtıkası > Rusya aklına gelsın.Yanı azınlıkları azdırıp bu acıktan yararlanma pesınde sureklı.

      -* Osmanlıcılık : Dıl , ırk ve din farkı gözetmeksızın herkesın esıt olmasıdır.

      * lslamcılık ( Ümmetcılık ) : Dın bırlıgıdır.
      * Turkculuk : Mıllıyetcılık
      * Batıcılık : Batılılaşma ve Yenılesme çabasıdır.
      * Adem- I merkezıyetcılık : Merkezı otorıteyı guclu tutma

      – Osmanlıcılık anlasıyı mıllı bırlık ve mıllı ülkü anlayısına terstır.Mıllıyetcılık akımının guclenmesıyle Osmanlıcılık anlayısı zayıflamıstır.

      -Osmanlıcılık ve Islamcılık mıllıyetcılıge terstır.

      – * Balkan savasları sırasında Arnavutluk’un bagımsızlıgını ılan etmesı

      * 1.Dunya Savası’nda Osmanlı Hılafesının yaymıs oldugu ” Cıhat Fetvasının” fazla etkılı olmaması.
      * Arapların 1.Dünya Savası’nda Ingılızlerle bırlık olup Osmanlıyı arkadan vurmaları Islamcılık dusuncesının basarılı olmadıgını kanıtlamıstır.

      – Mıllı bılıncın uyanması ıcın Turkluk kavramı onemlıydı.Balkan savasları sırasında tek çatı altında toplanmayı gereklı kılmıstır.1.Dunya Savası’nın kazanılmasında onemlı rolu oldu.Osmanlı cok uluslu bır yapıya sahıp oldugu ıcın ulusculuk dusuncesı guclu degıldı. 

      – Ittıhat ve Terakkı > Mıllıyetcıdır.

      – Batıcılık : Batılılaşma ve Yenılesme çabasıdır.

      – Italya’nın Trablusharp’a saldırmadan önce Avrupalı Devletlerle anlasması, Osmanlıyı dıplomatık alanda yalnız bırakmak ıstedıgınden dolayıdır.

      – * Ilk Isyan eden balkan devletı : Sırbıstan 

      * Ilk özerklık elde eden balkan devletı : Yunanıstan 

      – Kuzey Afrıka topragı derse > Trablusgarp – Arnavutluk gelisn aklına.

      – *Osmanlıcılık > Halkcılıga

      * Ümmetcılık > Laıklıge 

      * Turancılık > Mıllıyetcılıge

      * Adem-ı Merkezıyetcılık > Unıter devlet yapısına ortam hazırlamıstır. 

      – Mıllıyetcılık Isyanlarının baslaması Balkan topraklarının kaybedılmesıne neden olmustur.

      – Balkan savasları sonrası Balkanlardakı Turklere azınlık statusu verılmesı , Balkan topraklarının kaybedıldıgının kanıtıdır. 

      – Rusya , Bogazlarda savası kaybetmesı ve ülkesınde Isyanlar cıkması uzerıne 1.Dunya Savasından cekildı. 

      – 1.Dunya Savasıyla alakalı özet bır bılgı : 
      Osmanlı basta 1.Dunya savasına gırmek ıstemıyordu.Savasa ıtılaf devletlerının yanında gırmek ıstemıstı.Bunun nedenı , daha once yardım ıstedıgı ancak Osmanlı Devletıne yardım etmeyen Almanya’dan ıntıkam almak ve Avrupalılarla dıplomasıyı gelıstırmek ıstıyordu.Ancak Avrupa Devletlerı Osmanlı güçsüz oldugu ıcın kabul etmedıler.Osmanlı’da Almanya ya yöneldı ve onunla savasa gırmek ıstedı.Osmanlı’nın stratejık konumundan yararlanmak ısteyen Almanya bu durumu kabul ettı ve Askerı ıhtıyacları Almanya karsılayacaktı.

      -Kısaca bakacak olursak , 
      * Osmanlı sorunlarını tek basına çözemıyordu
      * Sıyası yalnızlıktan kurtulmak ıstıyordu
      * Dıplomatık ılıskılerı gelıstırmek ıstıyordu

      bu maddeler Osmanlı Devletı’nın 1.Dunya Savası na gırmesıne neden olmustur.

      – Almanya aynı zamanda Osmanlı Devletı’nın halifesının gucunden yararlanarak ,

      * Anlasma Devletlerı’nın Isyanlarla ugrasmasını
      * Anlasma Devletlerı’nın sömurgelerınden askerı destek almalarını onlemeyı amaçlamıstır.

      -Ataturk , 1.Dunya Savası’nda Turk ordusunun sevk ıdaresınde Almanların Soz sahıbı olmasından rahatsızlık duymus ve Enver Pasa’ya gonderdıgı bır raporda dıle getırmıstır.Ataturk ‘un bu tutumu bagımsız devlet anlayısını benımsedıgını kanıtlar.

      – Romanya , Makedonya , Galıcya cephelerının ortak özellıklerı > Muttefıklere yardım amaclı kurulmalarıdır.
      MaGaRa seklinde aklınıza gelsin.

      – Ittıhat ve Terakkı partısının asıl amacı , Mesrutı yonetıme tekrardan geçme

      – Itılaf devletlerı Gızlı Anlasma ( Osmanlı Devletı’nı paylasma ) ıcın savas sırasında sık sık gorusmuslerdır.Bunun nedenı , daha sonra anlasmazlıga dusmemelerı ıcındır.( Adamların gozunu topraklarımız boyamıs vallahı sunlara bak savasın ortasında ac gıbı toprak dusunuyorlar. )

      – Gızlı Antlasmalara en buyuk tepkıyı ABD vermıstır.Bu ABD nıye boyle bırsey yaptı demeyın o sızden benden uyanık , ABD Osmanlı ya sahıp olan devletlerın guclenmesını ıstemedıgı ve Somurgelere sahıp baska devletler kurulmasını ıstemedıgı ıcın tepkı gosterıyor.Dıyor kı ben somurge devletlerınının somurgelerını engelleyıcı yasa cıkartırsam , tıcaret gelısır boylece bu durumdan yararlanırım dıye de dusunuyor.Bunu daha sonrakı konularda gorecez.

      – Bulgarıstan’ın savasa gırmesıyle Almanya Ile Osmanlı arasında kara baglantısı olusmustur.

      – Devletlere kısaca bakarsak , 

      Italya baslangıcta tarafsızdı fakat Anlasma Devletlerı Italyaya On ıkı ada teklıfı verınce Italya azıttı ve Savasa gırmeyı kabul ettı. 

      – Bulgarıstan , Kaptırdıgı toprakları gerı almak ve Ege Denızı ıle baglantısını surdurmek ıcın gırdı.

      -1.DUNYA SAVASI ABD NIN SAVASA GIRMESIYLE SONA ERMISTIR.( Bu her tur sınavda cıkar.Çok önemlı bılgıdır.)

      – ABD , Almanya’nın Meksıka’yı ABD ye kıskırtması ve Amerıkan tıcaret gemılerını batırması , ABD nın savasa gırmesıne neden olmustur.( Yemın ederım salak bu Almanya ya.Ulan dur ıste mal zaten pert olacaksın ABD ye ne çomak sokuyorsun.Allahım yarabbi.) 

      – 1.Dunya Savası’nda Ic ve Dıs polıtıkaya yon veren ıkı önemlı etken : FRANSIZ IHTILALI VE SANAYI INKILABI. 

      – Sonuc olarak Yenılen devletler faturayı pahalı odedıler

      .Bunları gorelım , mesela ,

      * Askeri alanlardakı kısıtlamalar , Bagımsızlık anlayısına ters olan maddeler
      * Hak ve Hurrıyetın sınırlandırılması

      *Ulusculuk anlayısını dıkkate almamaları
      Bu baskılar Yenılen devletler tekrar guclenmesın dıye yapıldı ancak bu baskılar cok agır oldugu ıcın daha sonra baska savasların cıkması sonucunu dogurdu.

      – 1.Dunya Savası sonrası Osmanlı da nasıbını alanlardan oldu.Sıyası varlıgı ve rejımı degıstı.

      – Mondros Ateşkes denılen antlasma , Osmanlı’nın 1.Dunya Savası’ndan cekılırken ımzaladıgı Antlaşmadır.Her devlet bır antlasma ımzalayarak savastan cekılmıstır.

      -Mondros Ateskes Anlatması da dıger antlasmalar gıbı cok cok agır maddeler ıcerıyordu.

      – Mustafa Kemal ın 9.Ordu mufettısı olmasında ,
      * Bölgede güvenliğin sağlanması

      * Asayışsızlıgın cıkıs nedenlerının saptanması

      * Bolgedekı sılah ve cephanelerın toplanması

      – Mustafa Kemal paşa ıngılız askerlerının varlıgından dolayı guvenlı olmadıgı ıcın Samsun’dan Havza’Ya gecmıstır.

      – Havza genelgesınden sonra Anadolu’ nun bırcok yerınde Isgalcılerı protesto eden mıtıngler duzenlenmıstır.Bu durum Havza Genelgesı’nın amacına ulastıgını kanıtlar.

      -Mustafa Kemal Pasa , Hrıstıyan halka dusmanca davranılmamasını ıstemıstırçünkü Antlasma devletlerı mondros un 7.maddesıne dayanarak ulkeyı ısgal edebılırlerdı.

      – Ingılızler bu olaylardan kıllandı Istanbul hukumetıne baskı yaparak Mustafa Kemal Pasa’nın gerı cagırılmasını ıstedıler.Bu olayın ıngılızlerden kaynaklandıgını anlayan Mustafa Kemal Paşa , ışı haberleşmeye dokerek gorevını devam ettırmıstır.

      – Delege seçımınde hıcbır partı ayrılıgı gozetılmemesıne onem verılmıstır.Bunun nedenı , Mıllı bırlık ve beraberlıgın saglanması ve mıllı mucadelenın toplumun butun kesımlerıne acık olması amaclandıgındandır.

      – Mustafa Kemal Paşa , Artık Istanbul’un Anadolu’ya egemen degıl , baglı olmak zorunda oldugunu belırtmıs ve bu sahısları Anadolu’ya davet etmıstır.Bununla Anadolu’da yenı ve mıllı bır hukumetın kurulma kararının alındıgı benımsenmıstır.

      – Istanbul Hukumetnın Avrupalıların kuklası olması , Onlara ********* yapması , Isgallere karsı tepkısız ve ıcraatsız kalması , halkı seyıne takmaması nedenıyle baska hukumetın kurulması şart olmustur.( Korkak herıfler.)

      – Mustafa Kemal Paşa, Istanbul’dan aldıgı ozel bır haberle kendısının gorevden uzaklastırılacagını ogrenınce daha önce davranarak askerlıkten ve butun gorevınden ıstıfa ettıgını halkın arasına katıldıgını bıldırmıstır.Boylece halkın guvenlıgının sarsılmamasını ve dırenısın yarım kalmamasını saglamayı amaclamıstır.Kazım Karabekır Pasa , Mustafa Kemal Pasa’ya kolordusuyla bırlıkte emrınde oldugunu bıldırmıstır.Kazım Karabekır Pasa’nın bu tutumu Mustafa Kemal Paşa’nın işını kolaylastırmıstır.

      – Erzurum Kongresı > Mıllı mucadeleyı Doguya yaymak ve Ozellıkle dogu bolgeyı ısgallerden korumak amaclı toplandı. 

      – Balıkesır Kongresı > Yardımsever vatandaşlar tarafından kuruldu.Balıkesir ve Alasahır KOngrelerı’ nın başlarında lıderlerı olmadıgı ıcın basarılı olunamadı.

      – Tum dırenıs cemıyetlerı ” Anadolu Rumelı Mudafaa-i Hukuk Cemıyetı ” adı altında bırlestırıldı.Yanı ulusal guclerın tek elde toplanması , Isgalcı guclere karsı ayrı ayrı savunma yerıne mılletce dırenme amacı güdülmustur.

      – Sıvas kongresı > Butun Kongrelerı bırlestırıcı özellıgı var.

      – Mustafa Kemal Paşa , Istanbul’da toplanacak Meclıste ulusal ıradenın hür olarak ortaya konulamayacagı ve mıllı kararların alınamayacagına ınanıyordu.Ayrıca Istanbul guvenlık acısından uygun degıldı.Çünkü Avrupalı Devletler ın baskısı altında.

      – Mustafa Kemal Paşa’nın Temsılcıler Kurulunu Ankara’ya tasımasında Ankara’nın ,
      * Alı Fuat Pasa’nın kontrolunde olması

      * Istanbul’dakı gelısmelerın daha yakından ızlenebılecek konumda olması

      * Asıl savasın gerceklesecegı Batı Cephesı’ne yakın olması
      * Demır yolu ulasımı ve Haberlesme yonunden uygun olması
      * Dusman tehlıkesınden uzaklık acısından guvenlı konumda olması
      * Turkıye’nın dogusunun ve batısının kontrol edılebılecek konumda olması. Etkılı olmustur.

      – Mılletvekıllerı Mustafa Kemal Pasa’yı Meclıs baskanı sececeklerdı ancak Meclıs acıldıktan sonra sozlerınde durmadılar.Bu durum mebusların görüşlerını degıstırdıklerını ve cogunlugun saltanata baglı olduklarının kanıtıdır.

      – Meclıs kararları Avrupalı devletlerı rahatsız ettı.Bu kararların uygulanmamasını ıstedıler ancak ıstedıklerı olmayınca bazı bakanların gorevden alınmasını ıstedıler ve Istanbul Meclısıne baskın duzenleyıp burayı kapattırdılar.

      Bu olay Mustafa Kemal Paşa’yı guvenlık acısından haklı cıkartmıstır.Başa gelen çekılır.Istanbul Hukumetının yavsaklıgı yuzunden bunlar oldu.Padısah otorıtem sarsılmasın dıye laf dınleyıp Ankara’ya gıtmedı , Avrupalıların kolesı olmaktan kurtulamadı.
      Sonrada böreği yedık ıste.Bundan sonra Bırıncı TBMM Dönemı konusu var.Bundan sonrakı konuları parcalamak dogru olmayacagı ıcın okumanızı tavsıye edıyorum.Zaten bu konuları anladıysanız dıger konuları bır defa okumak yetecektır. 

      Isyan eden ve Osmanlıdan ayrılan bazı Balkan Devlerı ıcın Osmanlı devletı ” Dını olarak Halıfeye Baglı kalınması ” şartını ıstemıstır.Bunun nedenı , Kültürel bağlantının devam etmesını ıstemesı ve azınlık durumunda kalan Turklerın haklarını korumak ıcındır.

      Kısaca Anlatlaşmalar – Cepheler – Genelgelerimizi bir hatırlayalım.. 
      Antlaşmalar

      Kars Antlaşması

      + Doğu sınırımız belirlendi
      + Ermenistan , Gürcistan ve Azerbaycan arasında imzalandı.

      Ankara Antlaşması 

      + Türkiye ile Fransa arasında imzalandı.
      + Hakkari lehimize sonuçlandı
      + Musul ve Kerkük elimizden çıktı
      + Türkiye Irak sınırı çizildi 
      + Fransızlar Misak-ı Milli’yi kabul ettiler
      + Türkiye – İngiliz ilişkileri sona erdi 

      Paris Barış Konferansı 

      + Türkiye topraklarını paylaşmak için

      Moskova Antlaşması 
      + Türkiye ile Rusya arasında yapılmıştır.
      + Misak-ı Milli’yi tanıyan ilk devlet Rusya’dır. 
      + Egemenliğimizi kısıtlayan her şeyi kabul eden ilk devlettir
      + Kapitülasyonların kaldırılmasını kabul etmiştir

      Gümrü Antlaşması 

      + Türkiye – Ermenistan arasında olmuştur
      + Doğu cephemiz kapanmıştır 
      + Ermeniler doğuda Ermeni devleti kurma emellerinden vazgeçtiler.

      Cephelerimizi hatırlayalım 
      Kafkas Cephesi 

      + İlk savaştığımız cephedir

      + Ruslara karşı

      + Turancılık idealini gerçekleştirmek ve Azerbaycan petrollerine ulaşmak amaçlı

      Kanal Cephesi 

      + İngiliz – Arap işbirliği

      + Mısır’ı İngilizlerin elinden almak

      + Almanya – İngiltere bağlantısını kesmek için ( Asker ve hammadde ihtiyacı )

      Çanakkale Cephesi 

      + Mustafa Kemal Atatürk tanındı ve Lider kabul edildi
      + Rusya’da Bolşevik İsyanı çıktı ve Çarlık Rusya parçalandı
      + Rusya I.Dünya Savaşı’ndan çekildi 

      Irak Cephesi 

      + İngiltere’nin Abadan Petrolleri’ni koruma
      + TSK’nın İran üzerinden Hindistan’ı tehtit etmesni önlemek için

      Suriye Cephesi 

      + Mustafa Kemal’e Yıldırım Orduları Komutanlığı verildi.

      Hicaz-Yemen Cephesi 

      + Kutsal yerleri korumak amaçlı

      Romanya – Galiçya – Makedonya Cephesi 

      + Müttefiklere yardım amaçlı

      Genelgelerimizi ve Kongrelerimizi Hatırlayalım 

      KOD : HABER AL SAT 

      Havza Genelgesi 

      + İlk genelgemizdir
      + Milli bilincin uyanması ve işgallere karşı tepki için protesto ve mitingler yapılmştır

      Amasya Genelgesi 

      + Vatanın bütünlüğünün ve Milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu ve milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararının kurtacağı belirtilmiştir.
      + Kurtuluş Savaşı’mızın şekli belirtilmiştir.
      + Sivas’ta bir delege toplanması gerektiği belirtilmiştir.

      Balıkesir ve Alaşehir ” ” 

      Gönüllü yurtsever vatandaşlarımız tarafından kurulmuş ancak başlarında bir liderleri olmadığı için başarıya ulaşamamıştır.

      Erzurum Kongresi 

      + Genellikle doğu ağırlıklıdır
      + Vatanın ve Milletin parçalanamayacağı ve vatanın bölünmez bütünlüğünden söz edilmiştir.( Bu madde çok önemli ) 
      + Manda , Hİmaye ve bağımsızlığımızı engelleyen her şey reddedilmiştir.

      Sivas ” ” 

      + Bütün kongreleri birleştirici özelliğe sahiptir.
      + Manda , Hİmaye ve bağımsızlığımızı engelleyen her şey reddedilmiştir.

      Not: Sivas ve Erzurum’da Manda ve himaye reddedilmiştir. 

      Önemli Bazı Bilgiler. 

      Çerkez Ethem > Kuvai Milliye birliklerinin başıdır.Kuvai Milliye birliklerinin dağılmasını istemediği için isyan çıkartmıştır

      + Dış devletlerin gaza getirme olayı yoktur.Tamamen kişisel hırstır.

      İlk Kurtuluş Savaşı’mız doğuda Ermenilere karşı olmuştur

      İlk Savaştığımız Cephe ise Kafkas Cephesidir ve İlk Ruslarla Savaştık ( 1.Dünya Savaşı )

      Çarlık Rusya > 1.Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesinde yardım alamayınca Bolşevik İsyanı’ndan yıkıldı

      Tekalif-i Milliye > Sakarya Savaşı için Halktan yardım toplanması ( Eşya , Yiyecek Vs )

      Kurtuluş Savaşımızın Son ve Büyük Mücadelesi > Büyük Taaruz’dur.

      Bağımsız Mahkemeler > Yargı TBMM den ayrıdır , İstiklal Mahkemeleri > Yargı TBMM içindeydi.

      Bilinmesi Gereken Atatürk İlkeleri 

      NOT: SADECE EN ÇOK KARIŞTIRILAN VE BİLİNMESİ GEREKENLER VERİLMİŞTİR.

      Milliyetçilik + Cumhuriyetçilik = Halkçılık

      Cumhuriyetçilik 
      Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.Egemenliğin bir zümreye ya da kişiye değil de millete ait olduğu rejimdir.Siyasetle ilgili her şey Cumhuriyetçiliktedir.
      Kadınlara Seçme ve Seçilme hakkının verilmesi
      Ordunun siyasetten ayrılması
      TBMM’ nin Açılması

      Laiklik 
      Din ve Devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır , Akıl ve Bilimsellik demektir , Bütün dinlere eşit mesafede yaklaşılmasıdır , Devletin belirli bir din kimliği olmaması ve bütün dinleri teminatı altına almasıdır , çağdaşlıktır , Dİn ve Vicdan özgürlüğüdür.
      Medeni Kanun’un kabulu
      Not: Laiklik Ekonomi , Eğitim , hukuk , sosyal yaşam alanlarında yapılmıştır.( Sadece din değil )

      Milliyetçilik 
      Türkiye Cumhuriyeti toprakları içerisinde yaşayan herkesi Türk kabul eder.
      Not: İçinde Türklük kelimesi geçen her şey milliyetçiliktir.
      TBMM ‘nin açılması
      İzmir İktisat Kongresi’nin açılması
      Kapitülasyonların kaldırılması
      Kabotaj Kanunu’nun kabulu

      Halkçılık 
      Din , Dil , Irk ayrımı yapmadan herkese eşit hakların tanınmasıdır.
      Kadınlara seçme ve Seçilme Hakkının verilmesi
      Medeni Kanun’un kabulu
      Soy Adı Kanunu
      Azınlıkların Türk vatandaşı kabul edilmesi

      Not: Sadece önemli inkılaplar yazılmıştır.
      Not: Çağdaşlık görünce direk laiklik işaretlemeyin o duruma göre Inkılapçılıkta olabilir.

      İnkılaplar 

      Siyasal Alanda Yapılan İnkılaplar
      + Saltanatın Kaldırılması
      + Cumhuriyetin İlanı
      + Halifeliğin kaldırılması
      + 1921 ve 24 Anayasaları
      + Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri

      Eğitim Alanında Yapılan İnkılaplar 
      + Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılması
      + Yeni Türk Alfabelerinin Kabulu
      + Türk Tarih Kurumunun Açılması
      + Türk Dil Kurumunu Açılması

      Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar 
      + Tekke , Zaviye ve Türbelerin Kapatılması
      + Kıyafette değişiklik
      + Soyadı Kanunun Çıkarılması
      + Takvim , Saat ve Ölçülerde değişiklik

      Ekonomik Alanda Yapılan İnkılaplar 
      + Milli Ekonomi İlkesinin Uygulanması
      + Türkiye İktisat Kongresi
      + Aşar Vergisinin Kaldırılması ve Ziraat Bank. Kurulması
      + Kabotaj Kanunu 
      + Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı , Teşvik-i Sanayi kanunu , Sanayi ve Maadin bank. , İkinci beş yıllık kalkınma Planı
      + Türk Parasını Koruma Kanunu
      + Yabancılara Ait İktisadi Kuruluşların Millileştirilmesi
      + Kara yolları , Demir yolları , Deniz yolları

      Hepsinin mantıklı bir açıklaması var aklınızda tutabilirsiniz.
      Mesela Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının verilmesi olayı ,

      Sadece Erkekler oy kullanırsa cinsiyet ayrımcılıgı olur bu da eşitsizliğe terstir bu yüzden Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi halkçılıkla alakalıdır.

      Aynı zamanda siyasetle alakalı bir hak olduğu için Cumhuriyetçilikte vardır.Cumhuriyetçilikte herkes eşit şekilde oy kullanır zaten.

      Mesela Medeni Kanun’un kabulune bakalım ,

      Neden Laiklik ve Halkcılıkla alakalıdır onu inceleyelim ,

      Medeni Kanundan önce kız çocukları küçük yaşta evlendirilebiliyordu ayrıca kadın erkek eşitliği , kadının boşanma veya miras hakkı yoktu.

      Küçük yaşta evlendirme ,Erkeğin kadından üstün olması Şer-i hukuklardan olduğu için Medeni Kanun Laiklikle alakalıdır.

      Aynı zamanda Kadın Erkek eşitliğini de sağladığı için Halkçılık ilkesiyle de bağdaşır.

      Bu şekilde İlkeleri bilirseniz karıştırmazsınız arkadaşlar.

      Mesela Halkcılık neden Cumhuriyetçilik + Milliyetçilik ? 

      Çünkü Milliyetçilik bütün herkesi tek ulus kabul eder , Cumhuriyetçilik herkesi eşit kabul eder , herkese eşit hukukta yaklaşır bu yüzden bu ilkeler halkcılıktan doğmuş da denilebilir.

      Kısa maddelerle tekrar

      1. Türk devletinin tümüne yönelik yapılabilecek bir işgalin İLK belirtisi MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI’ ında ortaya çıkmıştır.
      2. Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti İlk defa fiilen ORTADAN kalkmıştır.
      3. Yurdun işgal edilmesine karşı Osmanlı devletinin kayıtsız kalması karşısında Türk Milletinin İLK tepkisi DİRENİŞ CEMİYETLERİ kurmak olmuştur
      4. İtilaf Devletlerinin İLK işgal ettiği yer MUSUL olmuştur.
      5. İLK defa İzmir ve çevresinin Yunanistan a verilmesi PARİS KONFERANSINDAkararlaştırıldı.(18Ocak1919)
      6. İlk kez ülkeye karşı saldırılara karşı koyma kararı İZMİR MÜDAFA-İ HUKUKKongresinde kabul edilmiştir.
      7. Kuva-yı Milliye Hareketi İLK defa YUNAN İŞGALİ ne karşı kuruldu.
      8. Manda ve Himaye fikri İLK defa PARİS BARIŞ KONFERANSINDAN SONRA İtilaf Devletleri tarafından ortaya atıldı.

      9. İşgallere karşı İLK tepki PROTESTO ve MİTİNGLER yoluyla oldu.

      10. Batı da İLK cephe AYVALIK ta açılmıştır.

      11. İşgallere karşı kurulan İLK Cemiyet TRAKYA PAŞAELİ CEMİYETİ dir.

      12. Batı daki Cemiyetler İLK defa BALIKESİR KONGRESİNDE birleştirilmiştir.

      13. İLK defa Milli Mücadelenin HAKLILIĞI uluslar arası bir heyet tarafından hazırlanan AMİRAL BRİSTOL RAPORU ile ortaya çıkmıştır

      14. İşgallere karşı İLK direniş Güney Cephesinde FRANSIZLARA karşı olmuştur.

      15. Vatanın kurtulması konusunda ortak bir çalışma yapılacağı İLK defa AMASYA GENELGESİNDE belirlenmiştir.

      16. Milli Mücadele nin GEREKÇESİ,YÖNTEMİ ve AMACI İLK defa AMASYA GENELGEsinde açılanmıştır.

      17. Türk Milletine Milli Hakimiyetini eline alması amacıyla İLK defa AMASYA GENELGESİ nde çağrıda bulunulmuştur.

      18. Devlet rejiminin değişeceğinin İLK belirtisi AMASYA GENELGESİNDE ortaya atılmıştır.

      19. Havza ve Amasya da yayınlanan Tamimlere halkın gösterdiği İLK olumlu tepki PROTESTO VE MİTİNGLERDİR 

      20. Osmanlı devletinin Türk Milletine olan sorumluluklarını yerine getirmediği İLK defa AMASYA GENELGESİNDE kamuoyuna duyurulmuştur.

      21. AMASYA GENELGESİ M.Kemal’in yayınladığı İLK ihtilal bildirisidir.

      22. M.Kemal’in başkanlığını yaptığı İlk SİYASİ kuruluş TEMSİL HEYETİ dir.

      23. İLK defa hakimiyetin kayıtsız şartsız gerçekleştirileceğine ERZURUM KONGRESİ ‘nde karar verildi.

      24. İLK defa Kuva-yı Milliye deyimini DOĞU ANADOLU MÜDAFAİ HUKUK CEMİYETİkullanmıştır.

      25. Misak-ı Milli düşüncesinin ortaya atıldığı İLK SİYASİ teşekkül SİVAS KONGRESİ dir

      26. Kurulacak yeni devletin temelleri İLK defa ERZURUM KONGRESİNDE atılmıştır.

      27. Milli Mücadele sırasında Hakimiyetin kayıtsız şartsız gerçekleştirilmesine İlk defa ERZURM KONGRESİNDE karar verildi.
      28. İLK defa hükümet kurma fikri ERZURUM KONGRESİ nde ortaya atılmıştır.

      29. İLK bölgesel Temsil Heyeti ERZURUM KONGRESİ nde oluşturuldu.

      30. İLK defa MİLLİ bir temsil Heyetinin kurulmasına SİVAS KONGRESİ nde gerçekleşmiştir.

      31. Milli örgütlenmenin bütün yurdu kapsayacak şekilde ele alınması İLK defaSİVAS KONGRESİNDE gerçekleşmiştir.

      32. KAPİTÜLASYONLARA karşı İlk tepki MİSAK-I MİLLİ de olmuştur.
      34. İLK meclis ve hükümet başkanı MUSTAFA KEMAL dir.
      35. İLK ANAYASA 20 Ocak 1920 de kabul edildi.
      36. İLK yasaları TBMM çıkardı.
      37. TBMM Hükümetinin kendisine karşı ayaklanmalara karşı aldığı İLK önlem HIYANET-İ VATANİYE KANUNU nu çıkarmasıdır
      38. Amasya Görüşmesi ile İstanbul Hükümeti MİLLİ MÜCADELEYİ İLK defa resmen tanımıştır.
      3

      9. TBMM nin İLK ASKERİ başarısı ERMENİSTAN SAVAŞI dır.

      40. TBMM nin İLK siyasi başarısı GÜMRÜ AntlaşmasI dır.

      41. Düzenli ordu ile yapılan İLK savaş I.İNÖNÜ SAVAŞI dır

      42. TBMM Hükümetini İLK tanıyan ve siyasi ilişkiler kuran Müslüman Devlet AFGANİSTAN dır.
      43. I.İnönü Savaşından sonra TBMM İLK defa Avrupa Devletiyle bir antlaşma imzalandı.(Moskova Antlaşması) 

      44. Moskova Antlaşmasıyla İLK defa Bir Avrupa Devleti Misak-ı Milli yi tanıdı ve kapitülasyonların kaldırılmasını kabul etti.

      45. Doğu sınırımız İLK defa KARS ANTLAŞMASI ile kesin olarak belirlendi.(13 Ekim 1921)

      46. TBMM Hükümeti ile İLK anlaşma imzalayan İtilaf devleti FRANSA dır.(Ankara Ant.20 Ekim 1920)

      47. kahramanlık ünvanı alan İLK şehir MARAŞ tır.

      48. Anadolu’dan çekilen İLK devlet İTALYA olmuştur

      49. Kütahya –Eskişehir Savaşları Milli Mücadelenin İLK ve SON yenilgisidir. 
      50. M.Kemal İLK defa KÜTAHYA –ESKİŞEHİR SAVAŞI ndan sonra TBMM tarafından Başkomutanlığa getirilmiştir.

      51. M. Kemal in Başkomutan olarak katıldığı İLK savaş SAKARYA SAVAŞI dır.

      52. Yunan ordusu İLK defa SAKARYA SAVAŞINDAN sonra savunmaya,Türk Ordusu ise İLK defa TAARRUZA geçmiştir

      53. TBMM ordusunun İLK taarruz Harekatı BÜYÜK TAARRUZ dur.

      54. Türkiye İtilaf devletlerinin hepsine birden Misak-ı Milliyi ve Tam Bağımsızlığı İLK defa LOZAN ANTLAŞMASI ile kabul ettirdi.
      55. İLK Genelkurmay Başkanı FEVZİ ÇAKMAK tır.
      56. İLK T.C. Cumhurbaşkanı MUSTAFA KEMAL dir
      57. İLK T.C. Başbakanı İSMET İNÖNÜ dür.
      58. T.C. nin kurulan İLK siyasi partisi CUMHURİYET HALK PARTİSİ dir(Halk Fırkası)
      59. T.C. nin kurulan İLK Muhalefet partisi TERAKKİ PERVER CUMHURİYET FIRKASI dır

      I.MEŞRUTİYET’İN İLANI(23 ARALIK1876):Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi aydınların oluşturduğu gruba Genç Osmanlılar veya Jön Türkler denirdi. Bu grup yanlarına Mithat Paşa’yıda alarak Meşrutiyeti ilan etmesi koşuluyla II.Abdülhamit’i tahta çıkardılar.23 Aralık 1976 ‘da Kanuni Esasi hazırlanarak I. Meşrutiyet ilan edildi. Kanuni Esasi Osmanlı Devletinin Avrupai tarzda ilk anayasasıdır. Kanuni Esasiye göre iki tane meclis kuruldu. Meclisi Mebusan( Üyelerini halk seçecek),Meclisi Ayan(Üyelerini Padişah seçecek)

      NOT:I.Meşrutiyet’in ilanıyla Mutlakiyet dönemi sona ermiş Meşrutiyet dönemi başlamıştır. II.Meşrutiyet’in İlanı(1908):Jön Türkler 1889 yılında İttihat ve Terakki cemiyetini kurdular. Bu örgüt II.Meşrutiyet’in ilan edilmesi için II.Abdülhamit’e baskı yaptılar. Baskılar sonunda II.Abdülhamit 24 Temmuz 1908 ‘de II.Meşrutiyet’i ilan etti.13 Nisan 1909’da Meşrutiyet yönetimine karşı olanlar büyük bir ayaklanma yaptılar.(31 Mart Olayı).Ayaklanmayı İttihatçıların oluşturduğu ve M. Kemal’in Kurmay Başkanlığını yaptığı Hareket Ordusu bastırdı. İttihatçılar bu ayaklanmadan II.Abdülhamit’i sorumlu tutarak tahttan indirdiler.

      1.UŞİ ANTLAŞMASININ ÖNEMİ NEDİR?

      * İtalya ile Osmanlı Devleti arasında 1912’de Trablusgarp savaşından sonra imzalanmıştır.
      * Buna göre;Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya verildi. On iki ada geçici olarak Balkan savaşından
      * sonra alınmak üzere İtalya’ya bırakıldı.
      * NOT:Trablusgarp (Libya) Osmanlı Devletinden ayrılan son Afrika toprağı olmuştur.

      2.I.BALKAN SAVAŞI VE SONUÇLARI NELERDİR.? 

      * 1912’deBulgaristan,Yunanistan,Sırbistan ve Karadağ Türkleri Balkanlardan atmak için anlaştılar ve Osmanlı Devletine saldırdılar
      * Osmanlı Devleti ordusundaki subayların ittihatçı-itilafçı diye ayrılmaları ve savaşlara yeterli hazırlanamaması nedeniyle Midye-Enez hattına kadar çekilmek zorunda kaldı.
      * Bu savaşın sonunda Osmanlı Devletiyle bağlantısı kalmayan Arnavutluk bağımsızlığını kazandı.
      * I. Balkan Savaşı’nın sonunda Londra Antlaşması (1913) imzalandı. Midye-Enez hattına geriledik. Edirne ve Kırklareli’yi kaybettik.

      3.II.BALKAN SAVAŞI VE SONUÇLARI NELERDİR.?

      * I. Balkan Savaşı’nda aldıkları toprakları kendi aralarında paylaşamayan Balkan ülkeleri kendi aralarında savaşa tutuştular. Osmanlı Devleti bunu fırsat olarak gördü ve saldırarak Edirne ve Kırklareli’yi geri aldı
      * II. Balkan Savaşının sonunda iki antlaşma imzalandı.
      * İstanbul Antlaşması(1913): Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında imzalandı. Edirne ve Kırklareli bizde kaldı. Meriç nehri Bulgaristan’la sınır oldu.
      * Atina Antlaşması(1913): Kavala şehri ve Girit adası kesin olarak Yunanistan’a verildi.

      3.I.DÜNYA SAVAŞI’NIN SEBEPLERİ NELERDİR.? 
      * Sömürge rekabeti :Birliğini geç tamamlayan İtalya(1870) ve Almanya’nın(1871) sömürge yarışında İngiltere’ye ve Fransa’ya rakip olmaları bu devletler arasında düşmanlığa neden olmuştur.

      * Almanya-Fransa Çekişmesi: Kömür yataklarının bulunduğu Alsas-Loren bölgesi iki ülkeyi düşman etmiştir.
      * Balkanlardaki Çekişme: Rusya ile Avusturya-Macaristan arasında Balkanlarda çekişme vardı. Rusya Avusturya-Macaristan’ın içindeki Ortodoks ve Slav ırkları kendi hakimiyetine almak istemesi düşmanlığı artırdı.
      * Blokların Kurulması: Yukarıda sayılan sayılan nedenlerle bazı devletler birbirlerine yaklaşmışlardır. Almanya,Avusturya-Macaristan,İtalya üçlü ittifak devletlerini, İngiltere,Fransa ve Rusya ise Üçlü itilaf devletlerini oluşturdular.

      4.OSMANLI DEVLETİNİN I. DÜNYA SAVAŞINA GİRMESİNİN NEDENLERİ NELERDİR.? 
      * Balkan ve Trablusgarp savaşlarında kaybedilen toprakları geri alma düşüncesi
      * Alman hayranlığı ve Almanya’nın savaşı kesin kazanacağına inanılması
      * İngiltere,Fransa ve Rusya’nın sömürgelerinde yaşayan Müslüman ülkeleri bağımsızlığına kavuşturma isteği
      * İngiltere,Fransa ve Rusya’nın Osmanlı Devletine karşı düşmanca tavır takınmaları
      * Goben(Yavuz),Breslav(Midilli) zırhlı gemilerinin Rus limanlarını topa tutması.

      5.ALMANYA’NIN OSMANLI DEVLETİNİ KENDİ YANINDA SAVAŞA SOKMAK İSTEMESİNİN NEDENLERİ NELERDİR? 

      * Savaşı daha geniş alanlara yaymak*** 

      * Osmanlı Devletinin Jeopolitik konumundan (Dünya üzerindeki yeri) yararlanmak istemesi

      * Osmanlı halifesinin dini gücünden faydalanmak ve İtilaf Devletlerinin sömürgeleri olan Müslüman ülkeleri ayaklandırarak,sömürgeleri içten çökertmek

      * Sömürgelere giden yolları kontrol altında tutmak istemesi***

      6.OSMANLI DEVLETİ’NİN KENDİ TOPRAKLARINDA SAVAŞTIĞI CEPHELER HANGİLERİDİR?

      * Kafkas ,Kanal ,Filistin ,Irak, Çanakkale, Suriye ,Hicaz-Yemen Cepheleridir.

      7. OSMANLI DEVLETİ’NİN KENDİ TOPRAKLARI DIŞINDA SAVAŞTIĞI CEPHELER HANGİLERİDİR? 

      * Makedonya,Romanya,Galiçya Cepheleridir.

      8.KAFKASYA CEPHESİNİN ÖNEMİ NEDİR?

      * 1 Kasım 1914 ‘te Rusların Doğudan saldırıya geçmesiyle bu cephe açılmıştır.
      * Enver Paşanın Anadolu’daki Türkler ile Orta Asya’daki Türkleri birleştirerek büyük Türk devleti kurmak istemesi
      * Bakü petrollerini ele geçirmek isteyen Almanya’nın bu cephenin açılması içinOsmanlı’yı kışkırtması 
      * 22 Aralık 1914’te 150 bin kişi ile başlatılan” Sarıkamış Harekatı” hezimetle sonuçlanmış ve 90 bin askerimiz donarak şehit olmuştur. Ruslar Erzurum, Muş,Bitlis ve Erzincan’ı ele geçirmişlerdir. M. Kemal 1916’da Muş ve Bitlis’i geri almıştır.
      * Rusların 3 Mart 1918’de imzaladığı Brest Litowsk Antlaşmasıyla I. Dünya savaşından ayrılmış ve doğu cephesi kapanmıştır.(Bu ant. İle Berlin ant. İle kaybettiğimiz Kars,Ardahan,Batum Rusya’dan Osmanlı Devletine geçmiştir.) 

      9. ÇANAKKALE SAVAŞININ ÖNEMİ NEDİR? 

      * 500 Bin den fazla insan ölmüştür.
      * Osmanlı Devletinin galip geldiği tek cephedir.
      * İtilaf devletleri boğazları geçemeyip Rusya’ya yardım götüremeyince Rusya’da Bolşevik ihtilali çıkmıştır. Sovyet Rusya kurulmuştur.
      * M. Kemal’in bu savaşlarda gösterdiği başarılar onun kurtuluş savaşında lider olmasını sağlamıştır.

      10.KANAL CEPHESİNİN ÖNEMİ NEDİR? 

      * Almanların isteğiyle açılmıştır.(Süveyş Kanalında)
      * Mısır İngiltere’den geri alınacaktı. Ve İngiltere’nin Uzak Doğudaki sömürgeleriyle bağlantısı kesilecekti. Fakat savaşı kazanamadık ve İngiltere Suriye’ye kadar ilerledi ve Suriye cephesinin açılmasına neden oldu.

      11.I.DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUNDA İMZALANAN ANTLAŞMALAR NELERDİR.? 

      * İtilaf devletleri ile yenilen devletler arasında şu antlaşmalar olmuştur.

      varsay-Almanya , Sen Jermen-Avusturya , Triyanon –Macaristan, Nöyyi-Bulgaristan,

      Sevr-Osmanlı Devleti 

      NOT:Mondros ateşkes antlaşması Osmanlı Devletini I. Dünya savaşından çıkaran ateşkes antlaşmasıdır. Sevr antlaşması hazırlanana kadar bu antlaşma yürürlüğe girmiştir.

      I2. I.DÜNYA SAVAŞI’NIN GENEL SONUÇLARI NELERDİR? 

      * Osmanlı İmp.,Rus Çarlığı, Avusturya-Macaristan İmp. ve Alman İmp. yıkılarak yerlerine milli devletler kuruldu. 
      * Litvanya, Çekoslovakya, Polonya, Yugoslavya, Macaristan ve Avusturya bağımsız birer devlet olarak ortaya çıktı.
      * Cemiyet-i Akvam(Milletler Cemiyeti) kuruldu.
      * Yenilen devletlerde rejim değişiklikleri meydana gelmiştir.
      * I. Dünya Savaşından en karlı İngiltere ve Fransa çıkmıştır.
      * I. Dünya Savaşı’nın sonunda yenilen devletlere imzalatılan ağır antlaşmalar , II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olmuştur.

      13.MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI’NIN(30 EKİM 1918) ÖNEMİ NEDİR? 

      * Osmanlı Devleti bu antlaşmayla fiilen sona ermiştir. * Antlaşmanın 7.Maddesi “İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa , istedikleri bölgeyi işgal edebileceklerdi “ çok ağır bir madde olup ülkenin her an işgalini mümkün hale getirmiştir.
      * Altı vilayette bir Ermeni Devleti kurulması için zemin hazırlanmıştır.
      * İşgallerin başlamasıyla bölgesel direniş örgütleri ve Kuvay-i Milliye ortaya çıkmıştır.
      * Azınlıklar işgalleri kolaylaştırmak için zararlı cemiyetleri kurmuşlardır.

      14.ZARARLI CEMİYETLER HANGİLERİDİR.? 

      A. Azınlıkların Kurdukları Cemiyetler: 
      * Mavri Mira: Rumlar tarafından kuruldu. İstanbul Patrikhanesi yönetir. İzmir ve Doğu Trakya’yı Yunanistan’a katmak istemektedir.

      * Etnik-Eterya Cemiyeti:Rumlar tarafından Yunanistan sınırlarını genişletmek için kuruldu.

      * Pontus Rum Cemiyeti Karadeniz’de eski Rum Pontus Devletini tekrar canlandırmak için Rumlar tarafından kuruldu.
      * Ermeni Taşnak –Hınçak Cemiyeti: Ermeniler tarafından Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmak amacıyla faaliyet göstermiştir.
      * Kürt Teali Cemiyeti: Doğu illerinde bir Kürt Devleti kurmak için faaliyette bulundu.(İstanbul’da kuruldu.)
      * Teali İslam Cemiyeti: Saltanat ve Hilafeti desteklemiş ve İstanbul’da kurulmuştur.
      * İngiliz Muhipleri Cemiyeti: İngiliz himayesinde yaşamayı isteyenler kurmuştur.
      * Sulh ve Selamet-i Osmani Fırkası: Saltanat ve Hilafeti desteklemiştir.
      * Wilson Prensipleri Cemiyeti: Amerika egemenliğini(Mandasını) istemiştir.

      15.YARARLI CEMİYETLER( MİLLİ CEMİYETLER) HANGİLERİDİR.? 

      * Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesini önlemek için kuruldu.
      * Trakya Paşa eli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Trakya’nın Yunan işgaline uğramasını engellemek için Edirne’de kuruldu.
      * Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti: Doğu Karadeniz ve çevresinin Rumlara verilmesini ve Rum Pontus Devletinin kurulmasına engel olmak için kuruldu.
      * Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve çevresinin Ermenilere verilmesini önlemek için kurulmuştur.
      * İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesini önlemek için kurulmuştur.
      * Milli Kongre Cemiyeti: İstanbul’da kurulan bu cemiyet Türklere karşı yapılan haksızlıkları basın ve yayım yolu ile dünyaya duyurmaya çalışmışlardır.

      16.PARİS BARIŞ KONFERANSININ(18 OCAK 1919) ÖNEMİ NEDİR? 

      * İtilaf Devletleri Osmanlı Devletini nasıl paylaşacaklarını kararlaştırmak için Paris’te toplandılar.
      * Daha önce İtalya’ya verilen Batı Anadolu Yunanistan’a verildi.
      * İtalya’ya: Güneybatı Akdeniz ,
      * Fransa’ya: Urfa,Maraş,Antep,Suriye ve Lübnan,
      * İngiltere’ye : Irak, Filistin ve Boğazlar bırakılmıştır.
      * Yunanlılar Paris Barış Konferansının kendilerine verdiği yetkiyle 15 Mayıs 1919 ‘da İzmir’i işgal etmiştir.

      17.GENELGELER VE KONGRELER: 

      HAVZA GENELGESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?(29 MAYIS 1919)

      * M. Kemal Havza’ya gelince askeri ve sivil mülki amirlere gönderdiği bildirilerle, işgallerin protesto yapılmasını, mitingler düzenlenmesini , ülkemizin içinde bulunduğu durumun millete anlatılmasını , İstanbul hükümetine protesto telgraflarının çekilmesini istemiştir.

      NOT: M. Kemal 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinden sonra 16 Mayıs 1919’da Bandırma vapuruyla Samsun’a doğru yola çıkmış ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a gelmiştir. M. Kemal Samsun’a gelirken 9.Ordu Müfettişliği sıfatıyla resmi görevli olarak, Samsun ve çevresindeki Rumlarla Türkler arasındaki çatışmalara son vermek amacıyla Samsun’a gelmiştir.

      AMASYA GENELGESİ VE ÖNEMİ NEDİR? (22HAZİRAN 1919)

      * M. Kemal ,Rauf Orbay, Refet Bele,Ali Fuat Cebesoy ve Kazım Karabekir toplantı yaparak , aldıkları kararları genelge olarak yayınlamışlardır.
      * Vatanın ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu belirtilmiştir. Miletin geleceğini ,milletin azim ve kararı kurtaracaktır denildi.
      * Osmanlı hükümetinin görevini yapmadığı ve bu durumun milletimizi yok saydığı belirtilmiştir.
      * Milletimizin sesini dünyaya duyuracak her türlü etki ve denetimden uzak milli bir kurulun kurulması gerektiği belirtilmiştir.
      * Bu nedenle seçimlerin yapıldığı yerlerde seçilen kişiler seçimlerin yapılamadığı yerlerde ise halkın güvenini kazanmış 3 delege Sivas’a gelerek toplanılması gerektiği belirtilmiştir.
      * Doğu illeri adına Erzurum’da bir kongre toplanacak
      * İlk defa kurtuluş savaşının mücadele safhası başlamıştır.
      * İlk defa kurtuluş savaşının gerekçesi , yöntemi ve amacı belirtilmiştir.
      * İlk defa millet egemenliğine dayanan yönetimden bahsedilmiştir.***
      * İlk defa milli bir kurulun oluşturulmasından bahsedilmiştir.
      * İlk defa İstanbul hükümetinin görevini yerine getiremediğinden bahsedilmiştir.
      * İlk defa Erzurum ve Sivas Kongrelerinin toplanmasına karar verilmiştir.

      AMASYA GENELGESİ’NİN ÖNEMİ

      NOT: M. Kemal Amasya Genelgesi’nden sonra 8 Temmuz 1919’da padişaha yolladığı bir telgrafla resmi göreviyle birlikte askerlik görevinden de istifa ettiğini açıklamıştır.

      ERZURUM KONGRESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?(23 TEMMUZ 1919)

      * Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin girişimleriyle bölgedeki Ermeni tehlikesine karşı toplanmıştır.
      * Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür asla parçalamaz olduğu belirtildi.(Misak-ı Milli’de aynen yer aldı.)
      * İlk defa hükümet kurulmasından bahsedilmiş ve ilk defa 9 kişilik Temsil Heyeti seçilmiştir.
      * İlk defa manda ve himaye reddedilmiştir.
      * Milli Meclisin derhal toplanması ve hükümetin meclisin denetimine girmesi kararlaştırıldı.(Mebusan Meclisi)
      * Kuva-yi Milliye’yi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.
      * Erzurum kongresi bölgesel olarak toplanmış fakat aldığı kararlar tüm yurdu ilgilendirdiği için milli bir kongredir.****

      SİVAS KONGRESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR? ( 4-11 EYLÜL 1919)

      * Ülke genelindeki milli cemiyetler “ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adıyla birleştirildi.
      * Manda ve himaye fikri kesin olarak reddedildi.
      * İrade-i Milliye adıyla bir gazete çıkarıldı.
      * Temsil heyeti 15 kişiye çıkarılmıştır.
      * Her yönüyle ulusal bir kongredir.
      * Ali Fuat Cebesoy Batı Anadolu Kuva-i Milliye Komutanlığına atanmıştır.

      AMASYA GÖRÜŞMELERİNİN ÖNEMİ NEDİR? (20-22EKİM 1919)

      * Osmanlı Hükümetinden Bahriye Nazırı Salih Paşa ile M. Kemal arasında görüşmeler olmuştur.
      * Görüşmelerde alınan kararlardan sadece Osmanlı Mebusan Meclisi’nin açılmasıyla ilgili madde Osmanlı hükümeti tarafından kabul edilmiştir.
      * İstanbul Hükümeti , Temsil Heyetiyle görüşmek üzere bir temsilcisini Amasya’ya göndermekle Temsil Heyetini hukuki olarak tanımıştır.

      18. MİSAK-I MİLLİ’NİN İLANI (28 OCAK 1920)

      * Amasya Görüşmeleri’nde alınan kararla yurdun her tarafında seçimler yapılarak Mebuslar Meclisinin açılmasına zemin hazırlanmıştır. Meclisin İstanbul’da açılmasına karar verilince M. Kemal İstanbul’a gitmemiştir. Fakat onun düşüncelerini temsil eden Felah-ı vatan adıyla bir grup kurulmuştur. Bu grup hazırladığı Misak-ı Milli’yi Son Osmanlı Mebusan Meclisine kabul ettirmiştir.(28 Ocak 1920)
      * Alınan Kararlar: Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında Türk askerlerinin elinde bulunan topraklar bir bütündür, parçalanamaz.***

      Arap topraklarının, Batı Trakya’nın ve Kars,Ardahan ve Batum’un geleceği halk oylamasıyla belirlenecek. Osmanlı’nın merkezi ve Marmara Denizi’nin güvenliği sağlanırsa boğazlar dünya ticaretine açılacak. İçimizdeki azınlıklara komşu ülkelerdeki Müslüman halka tanınan haklardan fazlası tanınamaz. Tam bağımsızlığımızı ve ekonomik gelişmemizi engelleyen sınırlamalar ve kapitülasyonlar kesinlikle kabul edilemez.

      * Misak-ı Milli ile Türk vatanının sınırları çizilmiştir.
      * Misak-ı Milli’nin ilanı İstanbul’un işgaline neden olmuştur.
      * İstanbul 16 Mart 1920’de itilaf devletleri tarafından resmen işgal edilmiştir. Mebusan Meclisi dağıtılmıştır. Bazı milletvekilleri Malta adasına sürgüne gönderilmiştir. Bazıları Ankara’ya kaçmıştır.

      19. T.B.M.M’NİN AÇILMASI (23 NİSAN 1920)

      * M. Kemal 19 Mart 1920’de bir genelge yayınlayarak Ankara’da olağan üstü yetkilere sahip bir meclisin açılması gerektiğini ve bunun için hemen seçimlerin yapılmasını, her sancaktan 5 kişinin seçilmesini ve bu seçilenlerin 15 gün içinde Ankara’ya gelmelerini istedi. Ayrıca İtilaf Devletleri tarafından dağıtılan Osmanlı Mebuslar Meclisi üyelerini de kaçabilirlerse gelmelerini istedi.
      * Nihayet bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra 23 Nisan 1920’de T.B.M.M açıldı.
      * Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.(yasama ,yürütme ,yargı güçlerinin mecliste toplanması)Böylece çabuk ve uygulanabilir kararların alınması sağlanmıştır.(Çünkü o sırada ülkemiz işgal altında)
      * Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve meclisin üstünde bir gücün olmadığı belirtilmiştir.
      * Meclisin başkanı aynı zamanda hükümetinde başkanıdır.
      * Padişah ve halifenin yeri meclisin alacağı kararla belli olacaktır.
      * Kurtuluş savaşının devam ettiği günlerde kabul edilmiştir.
      * Bu anayasa ile Türk tarihinde ilk kez egemenlik ulusa verilmiştir.
      * Güçler birliği prensibi benimsenmiştir.(Yasama, yargı, yürütme meclis tarafından yapılıyor.)
      * Yeni Türk Devletinin hukuki ve siyasal belgesi olmuştur.
      * Anayasaya göre meclis başkanı hükümetin de başkanı olmakla “Meclis Hükümeti Sistemi” benimsenmiştir.

      20 İLK T.B.M.M’NİN ÖZELLİKLERİ
      21.İLK ANAYASA ( TEŞKİLAT-I ESASİYE – 20 OCAK 1921)

      NOT:Cumhuriyetin ilanıyla “Meclis Hükümeti Sistemi” terkedilerek “Kabine Sistemi” ne geçilmiştir.
      22. İLK T.B.M.M’ NE KARŞI ÇIKAN AYAKLANMALAR

      * Ayaklanmaların çıkmasında; Bazı çıkar sahiplerinin halkı kışkırtması, azınlıkların devlet kurmak istemesi, İstanbul hükümetinin M. Kemal aleyhinde bildiriyi Anadolu’da halka dağıtması,düzenli ordu kurulması sırasında bazı Kuva-yi Milliyecilerin orduya katılmak istememesi, M. Kemal’in idam cezasına çarptırılmış olması T.B.M.M’ ne karşı ayaklanmaların çıkmasında etkili olmuştur.

      1.İstanbul Hükümeti ve İngilizler Tarafından Desteklenen Ayaklanmalar: Anzavur , Kuva-yi İnzibatiye, Bolu-Düzce-Hendek ve Adapazarı , Yozgat Yenihan, Konya , Afyon , Milli Aşireti ayaklanmalarıdır.

      2.Azınlıkları Çıkardığı Ayaklanmalar:Rum Pontus ,Ermeni ayaklanmalarıdır.

      3.Kuva-yi Milliye Taraftarlarının Çıkardığı Ayaklanmalar: Çerkez Ethem , Demirci Mehmet Efe ayaklanmalarıdır.
      23.T.B.M.M’NİN AYAKLANMALARA KARŞI ALDIĞI TEDBİRLER

      * 29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı.
      * 11 Eylül 1920’de İstiklal Mahkemeleri kurularak isyancılar sert bir şekilde cezalandırıldı.
      * İstanbul hükümetinin olumsuz propagandalarına karşı halkı doğru bilgilendirmek için Anadolu Ajansı kuruldu.
      * Damat Ferit hükümetinin Anadolu hareketi aleyhine yaptırdığı fetvalara karşı Ankara müftüsü Rıfat Börekçi fetva yayınlayarak Anadolu’daki mücadelenin haklılığı tüm yurda ilan edilmiştir.
      * I. Dünya savaşı bittiğinde itilaf devletleri diğer devletlerle barış antlaşmalarını hemen imzalamalarına rağmen Osmanlı Devleti’ni nasıl paylaşacaklarına karar veremedikleri için kesin barışı geciktirdiler. Ve 10 Ağustos 1920’de Osmanlı Devleti adına Dar-ı Şura-yı Saltanat (Mebuslar Meclisi dağıtıldığı için) Sevr Antlaşması’nı imzalamıştır. Bu antlaşmaya göre;
      * İstanbul Osmanlıya verilecek ancak şartlara uyulmazsa işgal edilecek. Boğazlar savaş ve barışta açık olacak ve Boğazlar Komisyonu tarafından yönetilecek. Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti , Suriye ile Irak arasında bir Kürt Devleti kurulacak. Trakya ve Batı Anadolu Yunanistan’a , Irak ve Arabistan İngiltere’ye, Konya, Antalya ve Muğla tarafları İtalya’ya ,Adana-Malatya-Sivas ve Suriye arası Fransa’ya verilecek. Azınlıklara sınırsız haklar verilecek. Kapütilasyonların her türlüsü devam edilecek ve bütün ülkeler faydalanacak.
      * Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti yok sayılmıştır.
      * İtilaf Devletleri Osmanlı Devletini paylaşmışlardır.
      * İtilaf Devletleri Son Osmanlı Mebuslar Meclisini dağıttıkları için bu antlaşma meclis tarafından onaylanmadığından hiçbir hukuki geçerliliği yoktur.
      * Uygulanamayan bir antlaşma olması nedeniyle 1878 Ayastefanos Antlaşmasına benzerlik gösterir.

      24.SEVR ANTLAŞMASI (10 AĞUSTOS 1920)

      25.DÜZENLİ ORDU NE ZAMAN KURULMUŞTUR?

      * M. Kemal’in önerileri doğrultusunda T.B.M.M Hükümeti düzenli ordu kurma kararına vardı.
      * Kuva-yi Milliye birliklerinin tek çatı altında toplanması kararlaştırılmıştır.
      * Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe etkilerinin azalmasından çekindikleri için düzenli orduya katılmayarak isyan ettiler.
      * 8 Ekim 1920’de ülkenin her tarafından gelen Kuva-yi Milliye birliklerinin katılımıyla düzenli ordu kurulmuştur.
      * Batı cephesi komutanlığına İsmet Paşa(İnönü) getirildi.

      KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER

      Doğu Cephesi: Doğu cephesinde Ermenilerle savaşılmıştır. Ermeniler Sevr antlaşmasına dayanarak Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmak istiyorlardı ve Türklere saldırıyorlardı . T.B.M.M 15.Kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşayı Doğu cephesi komutanlığına atadı. Yapılan savaşlarla Doğu Anadolu Ermenilerden kurtuldu. Ermenilerle Gümrü Antlaşması(3Aralık 1920) imzalandı.

      26.GÜMRÜ ANTLAŞMASI’NIN (3 ARALIK1920) ÖNEMİ NEDİR?

      * T.B.M.M’nin uluslar arası alanda kazandığı ilk siyasi ve askeri başarıdır.
      * İlk kez Gümrü antlaşmasıyla belirlenen doğu sınırımız , Moskova ve Kars antlaşmalarıyla son şeklini almıştır.
      * Ermeniler barış imzalamakla ilk kez Sevr antlaşmasının geçersizliği onaylamış oldular.
      * Ermeni sorunu çözüme kavuşturuldu.

      27.GÜNEY CEPHESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?

      * Güney Cephesi’nde düşmana karşı Kuva-yi Milliye birlikleriyle karşı konulmuştur. Düzenli ordu savaşmamıştır.
      * Güney Cephesi’ndeki savaşlar Sakarya Savaşı’ndan sonra 20 Ekim 1921’de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması ile sona erdi.
      * Böylece Hatay hariç Suriye sınırı belirlenmiştir.

      28. I. İNÖNÜ SAVAŞI’NIN (6-10 OCAK 1921) ÖNEMİ NEDİR?

      * Düzenli ordunun Batı Cephesi’nde Yunanlılara karşı kazandığı ilk zaferdir.*
      * İsmet Paşa Albaylıktan generalliğe terfi etti.*
      * Çerkez Ethem isyanı bu zaferden sonra bastırıldı.*
      * 20 Ocak 1921’de ilk anayasa ( Teşkilat-ı Esasiye) ilan edildi.*
      * 12 Mart 1921’de İstiklal Marşımız kabul edildi.*
      * Londra Konferansı yapıldı.(21 Şubat 1921)*
      * Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.(16 Mart 1921)*

      29.LONDRA KONFERANSI’NIN ÖNEMİ NEDİR? (21 ŞUBAT-12 MART 1921)

      * İtilaf Devletleri Sevr Antlaşmasını yumuşatarak T.B.M.M kabul ettirmek için konferansı toplamışlardır.
      * İstanbul hükümeti adına Tevfik Paşa, T.B.M.M adına Bekir Sami Bey konferansa katılmıştır.
      * İtilaf Devletleri T.B.M.M’ni konferansa çağırmakla , T.B.M.M’nin varlığını ilk kez hukuki olarak tanımıştır.

      30.MOSKOVA ANTLAŞMASI’NIN ÖNEMİ NEDİR? ( 16 MART 1921)

      * Rusya Misak-ı Milliyi ve Türk Devletini tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur.
      * Kars, Ardahan Türkiye’de kaldı. Batum ise Gürcistan’a verilmiştir. Batum’un elimizden çıkmasıyla Misak-ı Milli’den ilk taviz verilmiştir.***

      31. II. İNÖNÜ SAVAŞI’NIN ÖNEMİ NEDİR? (23 MART-1 NİSAN 1921)

      * Batı Cephesi’nde Yunanlılara karşı kazanılan ikinci zaferdir.
      * İtalya bu zaferden sonra Antalya ve Muğla’dan çekilmeye başladılar.*
      * Fransızlar anlaşmak için Ankara’ya temsilci gönderdiler.*

      32. KÜTAHYA-ESKİŞEHİR SAVAŞLARININ ÖNEMİ NEDİR? ( 10-24 TEMMUZ 1921)

      * Ordumuz İtilaf Devletleri’nden yardım alan Yunanlılar karşısında başarısız olarak Sakarya Irmağı’nın doğusuna kadar gerilemiştir.
      * Böylece 1683 II. Viyana kuşatmasından itibaren devam eden geri çekilme Sakarya Irmağı’nın doğusuna kadar devam etmiştir.
      * Bu yenilgiden sonra 5 Ağustos 1921’de M. Kemal’e başkomutanlık verildi. Ayrıca meclisin 3 aylığına tüm yetkileri M. Kemal’e verildi.
      * M. Kemal ilk olarak Tekalif-i Milliye Emirlerini 8 Ağustos 1921’de ilan ederek Sakarya Savaşı için halktan yardım toplamıştır.

      33.SAKARYA MEYDAN SAVAŞI’NIN ÖNEMİ NEDİR?(23 AĞUSTOS-13 EYLÜL 1921)

      * 1683 Viyana bozgunundan itibaren devam eden gerileme sona erdi.
      * T.B.M.M büyük bir zafer kazandı. Yunan ordusunun taarruz gücü kırıldı. Yunanlılar savunmaya geçti.
      * T.B.M.M M. Kemal’e Mareşallik rütbesi ve Gazilik unvanı verdi.(19 Eylül 1921)*
      * Kafkas Cumhuriyetleri (Sovyet Rusya) ile Kars Antlaşması imzalandı.(13 Ekim 1921)*
      * Fransızlarla Ankara Antlaşması imzalandı.(20 Ekim 1921)
      * İtilaf Devletleri barış teklifinde bulundular.

      34.KARS ANTLAŞMASI’NIN ÖNEMİ NEDİR? ( 13 EKİM 1921)

      * Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ile yapılmıştır.
      * Kars Antlaşması ile doğu sınırlarımız kesinlik kazanmıştır.

      35.ANKARA ANTLAŞMASI’NIN ÖNEMİ NEDİR? (20 EKİM 1921)

      * Hatay dışında Suriye sınırı çizildi.*
      * Fransa yani bir itilaf devleti yeni Türk Devleti’ni TBMM’yi resmen tanıdı.***
      * Fransızlar Misak-ı Milliyi tanıyan ilk İtilaf Devleti oldular.***

      36.BÜYÜK TAARRUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?(26AĞUS-18 EYLÜL 1922)

      * Milli mücadelenin silahlı mücadelesi başarıya ulaştı.*
      * Yunan işgali sona erdi. Yunanlılar Ege Denizi’ne döküldü.
      * Afyon,Uşak,Kütahya, Manisa, Balıkesir,Aydın,İzmir ve Bursa Yunan işgalinden kurtuldu.
      * Malazgirt Savaşı Anadolu’nun kapılarını Türklere açmış, Miryakefalon Türk yurdu olduğunu belgelemiş, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ise Anadolu’nun sonsuza kadar Türk yurdu olarak kalacağını ispatlamıştır.*****

      37.MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI’NIN ÖNEMİ NEDİR? (11 EKİM 1922)

      * Toplantıya İngiltere,Fransa. ve İtalya katılmış, Yunanlılar bir gemide sonucu beklediler. Türkiye adına İsmet paşa katıldı.
      * Türkiye ile Yunanistan arasındaki silahlı mücadele sona erdi.
      * Yunanlılar 15 gün içerisinde Doğu Trakya’yı Meriç Irmağı’nın sol kıyısına kadar ,terk edecek.
      * İstanbul ve Boğazlar T.B.M.M ‘ne bırakıldı. Böylece savaşmadan İstanbul , Boğazları ve Doğu Trakya’yı kurtarmış olduk.
      * Kurtuluş Savaşı’nın silahlı safhası bitmiş, diplomatik safhası başlamıştır.
      * Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul T.B.M.M’ ne bırakılmakla, Osmanlı Devleti hukuken sona erdi.***

      38.LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI ( 24 TEMMUZ 1924)

      * Konferansa, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya,Yugoslavya katılmıştır. Boğazlarla ilgili madde görüşülürken Bulgaristan ve Rusya’da katılmıştır. A.B.D ise gözlemci olarak katılmıştır. T.B.M.M’ni İsmet Paşa temsil etmiştir.
      * Yunanistan’la olan sınırımız Mudanya Ateşkes anlaşmasında belirtildiği gibi olacak.
      * Ege adalarından, on iki ada İtalya’ya , Gökçeada ve Bozcaada ( Çanakkale Boğazının korunması için) Türkiye’ye , diğer adalar Yunanistan’a verildi.
      * Savaş tazminatı olarak, Yunanistan Karaağaç’ı Türkiye’ye bıraktı.
      * Kapitülasyonlar kaldırıldı.
      * Boğazlardan barış zamanı askeri olmayan gemiler geçebilecek. Savaş zamanı Türkiye savaşta yer alırsa , boğazlar üzerinde istediğini yapma hakkına sahiptir. Ancak Türkiye’nin başkanlığını yaptığı bir “Boğazlar Komisyonu” boğazlardan geçişi kontrol edecek.
      * Suriye sınırı, 16 Mart 1921’ Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşmasıyla belirtildiği gibi olacak.
      * Irak sınırı ve Musul sorunu ,İngiltere ve Türkiye arasında görüşüldükten sonra halledilecek.
      * Osmanlı dış borçlarının, Osmanlı’dan ayrılan devletlere paylaştırılarak ödenmesine karar verildi.
      * Yabancı okulların, Türkiye’nin koyacağı kurallar çerçevesinde faaliyete devam etmesi kararlaştırıldı.
      * Ortodoks Patrikhanesi, İstanbul’da kalacak ancak siyasi faaliyette bulunmayacak.
      * İtilaf Devletleri bu antlaşmayla Misak-ı Milliyi ve Yeni Türk Devletinin bağımsızlığını tanımıştır.
      * Boğazlar Komisyonunun kalması milli egemenliğimizi sınırlamıştır. Boğazlar sorunu kalmıştır.
      * Musul alınamamış ve Irak sınırı kesinlik kazanmamıştır .Musul sorunu kalmıştır.
      * Saltanatın kaldırılması ( 1 Kasım 1922)
      * Ankara’nın başkent olması (13 Ekim)
      * Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)
      * Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)
      * Siyasi Partiler kuruldu.

      39.LOZAN’DAN KALAN PROBLEMLER VE LOZAN ANTLAŞMASI’NIN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ
      40.SİYASAL ALANDA YApilAN İNKILAPLAR

      a) Cumhuriyet Halk Fırkası:Cumhuriyet döneminin kurulan ilk siyasi partisidir. Atatürk tarafından 9 Eylül 1923’ de kuruldu.

      b) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası: İlk muhalefet partisidir. Kazım Karabekir ve arkadaşları tarafından 17 Kasım 1924’te .kuruldu. Bu partinin Şeyh Sait isyanı ile bağlantısı olduğu düşünülerek 3 Haziran 1925’de kapatıldı.

      c) Serbest Cumhuriyet Fırkası:Fethi Okyar tarafından 12 Ağustos 1930’da kurulmuştur. Laiklik ve Cumhuriyet karşıtlarının bu partide toplanmaya başlamasıyla kurucusu tarafından 17 Kasım 1930’da kapatıldı.
      41.HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

      * 20 Ocak 1921’de ilk anayasa Teşkilat-ı Esasiye ilan edildi.
      * Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 anayasası ilan edildi.
      * 17 Şubat 1926’da Medeni Kanun ilan edildi. İsviçre’den alındı.

      a) Birden fazla kadınla evlenme yasaklandı.

      b) Mirasta ve boşanmada kadın erkek eşitliği geldi.

      * 8 Mayıs 1928’de Borçlar Kanunu –İsviçre’den
      * 10 Mayıs 1928’de Ticaret Kanunu—Almanya’dan
      * 1Temmuz 1928’de Ceza Kanunu – İtalya’dan alınarak ilan edildi.
      * 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ilan edildi. Eğitim öğretim laikleştirildi. Bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Medrese ve okul ikiliğine son verildi
      * 1Kasım 1928’de Latin alfabesi kabul edildi.
      * 15 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumu kuruldu.
      * 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu kuruldu.
      * 1924’te Topkapı Sarayı müze haline getirildi. Aynı yıl Etnografya Müzesi ve Güzel Sanatlar Akademisi açıldı.
      * 1933’te İstanbul Üniversitesi ve Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi açıldı.

      42.EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

      NOT: Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun kurulması Atatürk’ün Milliyetçilik ilkesiyle doğrudan ilgilidir.
      43.TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

      * 25 Kasım 1925’de “Şapka Kanunu “ çıkarıldı.
      * 30 Kasım 1925’de tekke , zaviye ve türbeler çıkarılan bir kanunla kapatıldı.
      * 1934 çıkarılan bir kanunla din görevlilerinin dini elbiselerle ibadet yerleri dışında dolaşmaları yasaklandı. En yetkili kişi hariç (Diyanet İşleri Başkanı “”gibi)
      * 1925 Yılında Hicri ve Rumi takvimler kaldırılarak Miladi takvim kabul edildi.1 Ocak 1926’dan itibaren uygulamaya geçildi.
      * 1931 Yılında bir kanunla Okka ,arşın vb. yöresel ölçü birimleri yerine Kilo, metre ve litre gibi ölçü birimleri kabul edildi.
      * 1935 Yılında hafta sonu tatili Cuma’dan Pazar gününe alındı.
      * 24 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu kabul edildi.
      * Türk Kadınına Siyasi Haklar Verildi.

      a) 30 Nisan 1930’da belediye seçimlerinde seçmen olma hakkı,

      b) 26 Ekim 1933’te muhtar seçme ve köy ihtiyar heyetine seçilme hakkı,

      c) 5 Aralık 1934’te milletvekili seçilme ve seçme hakkı verildi.

      NOT: Bir çok Avrupa ülkesinde Türk kadınından yıllar sonra milletvekili seçilme hakkı verilmiştir. Türkiye’de 1935 Yılındaki yapılan seçimlerde meclise 18 kadın milletvekili girmeyi başarmıştır.

      44.Ekonomi Alanında Yapılan İnkılaplar
      MİLLİ EKONOMİ ALANINDA YENİLİKLER

      * 17 Şubat 1923 ‘de “İzmir İktisat Kongresi” toplandı .Milli ekonominin hedefleri belirlendi. Yatırım

      yapacak şirketlere kolaylık sağlanacağı, milli bankanın kurulacağı, demiryolu yapımına önem verileceği,yerli malı kullanımı teşvik edileceği belirtilmiştir. Ayrıca kongrede “Misak-ı İktisadi” (Ekonomi Andı) ilan edildi. Buna göre ekonomik kararlar uygulanırken ekonomik bağımsızlığın titizlikle korunması kararlaştırıldı.

      * Özel teşebbüsün yetersiz olmasından dolayı 1930’dan itibaren “Devletçi” bir ekonomi politikası uygulanmaya başlanmıştır.
      * 1933 yılında “İlk Beş Yıllık Kalkınma Planı” hazırlandı ve başarıyla uygulandı.

      TARIM ALANINDA GELİŞMELER

      * Köylünün durumunu düzeltmek için Aşar (Öşür) vergisi 1925’te kaldırıldı.
      * Ziraat Bankasının verdiği kredi artırıldı.
      * Çiftçinin tarımda makine , iyi tohum , gübre ve ilaç kullanımı teşvik edildi.
      * Çiftçiye damızlık hayvan, tohum, fidan , borç para verildi.
      * 1929’da “Tarım Kredi Kooperatifleri” kuruldu.
      * 1925’te “Sanayi ve Maadin Bankası” kuruldu. (Yıpranmış Osmanlı tesislerini tamir etmek için.)
      * 1927’de “Teşvik-i Sanayi Kanunu” çıkarıldı.(Halk sanayiye teşvik edildi, ancak halkın gücü olmadığından “Devletçilik” politikası izlendi.)
      * 1933’te “İlk Beş Yıllık Sanayi Planı” hazırlandı.
      * 1933’te Sümerbank kuruldu.
      * 1938 ‘de “İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı” hazırlandı .Ancak 1939’da II. Dünya Savaşı’nın çıkması bu planın uygulanmasına engel olmuştur.
      * Ülkedeki madenleri aramak için 1935’te Maden Tetkik Arama Enstitüsü (M.T.A) kuruldu. Madenleri işlemek içinde Etibank kuruldu.
      * 1939’da Türkiye’nin ilk demir çelik fabrikası olan Karabük Demir-Çelik Fabrikası kuruldu.
      * 1924’te İş Bankası kuruldu.( İş sahiplerine kredi vermek amacıyla kuruldu)
      * 1 Temmuz 1926 ‘da “Kabotaj Kanunu” çıkarıldı. Böylece Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkı yalnızca Türk gemilerine verildi. Ayrıca Denizbank’ın kurulmasıyla denizcilik faaliyetleri artmıştır.
      * Demiryolları yabancı şirketlerin elinden alınarak devletleştirildi. Yeni demiryolları yapıldı. Cumhuriyetin ilanından 1938 yılına kadar 3360 km demiryolu yapılmıştır.
      * Osmanlı Devleti’nden 18335 km kalan karayolu 1948 yılında 45000 km’ ye çıkmıştır.
      * Denizcilik alanında Kabotaj Kanunu çıkarılmış ve yeni liman ve iskeleler yapılmıştır.
      * Pek çok yeni şehir ve kasaba inşa edilerek modern bir görünüm almıştır.
      Alıntı Yaparak Cevapla
      Eski 14-03-13, 04:06 #3
      Sahte-Cennet Sahte-Cennet çevrimdışı

      Coğrafya
      Altın Coğrafya Bilgileri
      Rashta Coğrafya Bilgileri
      *) Haritadaki bozulmaların nedeni dünyanın şeklindendir.Dünyanın küresel şeklinin düzleme aktarılması zor oldugu için haritada bozulmalar olur.
      *) Ekvatordan kutuplara gidildikçe haritadaki bozulma oranı da artar.
      *) Bir yerin iz düştümü ile gerçek yükseklik arasındaki fark ne kadar fazlaysa o yer o kadar çok eğimlidir.Yanı iz düşümü yükseklik ile gerçek yükseklik arasındaki fark büyüdükçe eğitmde artış gösterir.
      *) Krokinin haritadan farkı ölçeğinin olmamasıdır.
      *) Haritada ölçek küçüldükçe ;
      – Payda büyür.
      – Geniş alanları gösterir.
      – Küçülme oranı artar.
      – Bozma oranı artar.
      – Ayrıntıyı gösterme güçleri azalır.
      – Düzlem üzerinde daha az yer kaplar.
      Ölçek büyüdükçe tam tersi olur.
      *) Haritada bulunması gereken elemanlar : Harita işaretleri ( lejant ) , yön oku , ölçek ,coğrafi koordinatlar , uygun başlık.
      *) Eğimin arttığı yerde izihips eğrileri sıklaşır , eğimin azaldığı yerde izohips eğrisi seyrekleşir.
      *) Aynı izohips üzerindeki yükseklik değerleri de aynıdır.
      *) Formuller : Gerçek uzunluk = H.u x Ölçeğin paydası , ölçek = H.u/ G.u , Gerçek Alan = Harita alanı x Ölçeğin paydasının karesi.
      *) En sıcak vaktin öğle vakti 12:00 da yaşanmasının nedeni ; Güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği saat olmasındandır.Havanın sabah 04:00 – 05:00 gibi akşamdan daha soğuk olmasının nedeni , atmosferin sabaha karşı soğumasındandır.
      *) Dünya tam küre olsaydı yer çekimi Dünya’nın her yerınde eşit olurdu.
      *) 21 Mart 21 Eylül zamanı yanı ekinoks tarihinde Dünya’nın heryerınde gece gündüz süresi eşitlenir.
      *) Güneş’i yılda iki kez dik açıyla alan yer sadece ekvatordur.( Diğer seneler dike yakın açıyla alır.)
      *) 21 Haziran günü Güneş Kuzey Yarım Kürenin Yengeç Dönencesine dik açıyla gelir ve Kuzey Yarım Kürede en uzun gündüz yaşanır.Bu Güney Yarım Kürede en uzun gece olarak tanımlanır.
      *) 21 Aralık’ta Güneş güney yarım kürenin oğlak dönencesine dik açıyla gelir ve güney yarım kürede en uzun gündüz yaşanır.Bu Kuzey Yarım Kürede en uzun gece olarak tanımlanır.
      *) Enlem farkı artan bölgelerde tarım çeşitliliği de artar.
      *) Mevsimler , Dünya’nın Güneş ekseni etrafındaki elips hareketinden ve eksen eğikliğinden dolayı oluşur.
      *) Aynı boylam üzerindeki iki merkezde ; Aynı anda öğle vakti yaşanır ve yerel saatleri aynıdır.Güneş aynı anda doğup aynı anda BATMAZ.Güneş sadece 21 Mart 23 Eylül zamanı aynı anda doğup aynı anda batar.
      *) Farklı yarım kürelerde farklı mevsimlerin yaşanması dünyanın eksek eğiklğinden kaynaklanır.
      *) Dünya kendi ekseni etrafında atmosfer ile birlikte döndüğünden dünyanın dönüşünü hissetmeyiz.
      *) Ekvatordan kutuplara gidikdikçe iz düşüm alan küçülür çünkü yükselti de düşer.
      *) Kuzey Yarım Kürede yaz mevsiminin kış mevisiminden uzun olması , Şubat ayının 28 çekmesi , Temmuz ve Ağustos aylarının eşit olmasının nedenleri Dünya’nın Güneş ekseni etrafındaki ELİPS hareketindendir.Dünya bazen güneşe yaklaşır , bazen Güneş’e uzaklaşır ama bu durum SICAKLIĞI ETKİLEMEZ.Sıcaklıgı sadece Güneş ışınlarının geliş açısı etkiler.
      *) Güneş ışınlarının geliş açısı Dünya’nın şekliyle alakalıdır.
      *) Dünya Batı’dan Doğu’ya döndüğü ıcın , Güneş her zaman Doğda önce doğar ve yerel saat her zaman Doğu’da daha ılerıdır.
      *) Ekinoks tarihinde Güneş saat kaçta doğuyorsa o saatte de batar.
      *) Güneş uzaya Dünya’dan daha yakın oldugu halde neden uzaya çıkıldıkca hava -80 – 120 derecelere çıkar , bunun sebebi ; Dünya , Güneş ışınlarının yer yüzüne çarpıp yansımasıyla ısınır , ikinci neden ise Dünya’da bulunan bazı atmosfer gazlarının yükseklik arttıkca azalması veya tamamen yok olmasındandır.
      *) Troposfer ekvatordan kutuplara gidikdikçe incelir çünkü ekvatorda buharlaşma ve çizgisel hız fazladır.
      *) – Troposfer : İklim olaylarının gerçekleştiği tabakadır.
      – Stratosfer : Mor ötesi ışınların süzüldüğü tabakadır.
      – Mezosfer : Meteorların dünyaya çarpmasının önlendiği tabakadır.
      – Termosfer : Radyo ve uydu dalgalarının bulundugu tabakadır.
      *) Bir bölgede en sıcak ay ile en soğuk ay arasındaki fark fazlaysa karasallık , fark az ise denizellik vardır çünkü karalar denizlere göre daha çabuk ısınır ve daha çabuk soğurlar.
      *) Yeryüzünden yükselere çıkıldıkça hava sıcaklıgı 200 metreye bir 1 derece azalır.Kentlerden yaylalarımıza çıkıldığında havanın soğumasının iki temel nedeniden biri de budur.İkincisi ise yeryüzündeki ısının tutulmasını sağlayan Karbon elementinin yükseklere çıkıldıkça azalmasındandır.
      *) Güney Yarım Kürede Kuzey’e bakan yamaçlar , Kuzey Yarım Kürede güneye bakan yamaçlar Güneş ışınlarını daha dik açıyla alırlar.
      *) Dünya’nın Güneş ışınlarını en dik alan bölge ekvator almasına karşın ekvatorda hava sıcaklığının dönencelerden düşük olmasının sebebi ekvatorda nemin fazla olmasındandır.
      *) Güney Yarım Küre Kuzey Yarım Küreye göre daha az ısınıp daha az soğur ,Kuzey Yarım Kürede sıcaklık farkı daha fazladır.Bunun sebebi Kuzey Yarım Kürede karaların daha fazla olmasındandır.
      *) Havanın bulutlu olduğu zaman hava daha sıcaktır.Bunun nedeni bulutların havayı sarması ve sıcaklıgı atmosfere bırakmamasındandır.Bi nevi ısı yalıtımı.
      *) Gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark arttıkça yükselti farkı da artar.
      *) Alçak hava basıncı : Yükselici hava hareketi , Yüksek hava basıncı : Alçalıcı hava hareketi yapar.Alçak basıncın oldugu yerlere yağıs düşer , yüksek basıncın oldugu yerler genellikle kuraktır.
      *) Alize ve Batı Rüzgarlarının ortak özellikleri : Dünya’nın dönüşü sebebiyle oluşmalarıdır.
      *) Kuzey Yarım Küre – Yüksek basınç alanı = Rüzgar saat yönünde oklar dışarı doğru , sağ tarafa sapar.Alcak basınç alanında oklar içeri doğrudur.
      Güney Yarım Küre – Yüksek basınç alanı = Rüzgar saat yönüne ters oklar dışarı doğru , sol tarafa sapar.Alcak basınç alanında oklar içeri doğrudur.
      *) Alizelere sürekli esmeleri ve yönlerinin aynı olması nedeniyle ticaret rüzgarları da denilir.
      *) Rüzgarlar yüksek basınçtan alçak basınca doğru eserler.
      *) Basınç farkı ne kadar fazlaysa , sürtünme ne kadar az ise , yer şekilleri ne kadar sade ise rüzgar o kadar sert eder.Dünya’nın dönüşü rüzgarların sapmasına neden oldugu için rüzgarın hızı Dünya’nın kendı ekseni etrafındaki dönüşünden dolayı yavaşlar.
      *) Alizeler : 30 derece enlemleri arasında esen sıcak ve sürekli rüzgarlardır , Okyanus Akıntılarını sıcaklatırlar , bol yağış bırakırlar , ekvatordan kutuplara eserler.
      Batı : 60 derece enlemleri arasnda esen sıcak ve sürekli rüzgarlar ( Oktanus akıntıları derse direk batı rüzgarlarını işaretle ) , Okyanus Akıntılarını sıcaklatırlar , bol yağış bırakırlar , ekvatordan kutuplara eserler.
      Kutup : Kutuplardan ekvatora doğru esen ve soğuk hava etkisi veren sürekli rüzgarlardır.
      *) Muson rüzgarları : Mevsimlik rüzgarlardır.Yaz musonu ve kış musonu olarak ikiye ayrılırlar.Sadece yaz musonları yağış bırakırlar bunun nedeni muson rüzgarlarının sıcaklık farkından dolayı ortaya çıkmasındandır.Kışın karalar denizlere göre daha çabuk ısınıp daha çabuk soğurlar bu yüzden soğuk olan bölgede basıncın fazla olmasından dolayı rüzgar karadan denizlere doğru eser.Karalardan eserken nem taşıyamadıgı için kış musonu yağıs bırakmaz.Yaz musonları ise yaz aylarında karalar denizlerden daha çabuk ısındıgından yüksek basınç denizlerdedir.Rüzgar denizden karaya doğru estiği için bol nemli hava kütlesi götürür ve yaz musonları bol yağıs bırakır.
      *) Meltem rüzgarları : Muson rüzgarlarının günlük olanlarıdır.
      *) Sıcak ve Soguk rüzgarlar var.Sıcak rüzgarlardan Föhn rüzgarlarıyla ilgili bir kaç önemli bilgi vermek lazım ,
      Föhn rüzgarları : Havanın nem açığını artırırlar , Yağıs olusumunu engellerler , Kuru ve nemsizdirler , tek yönlü eserler.
      *) Hava dağlardan denizlere dogru inerken sürtünmeden dolayı ısınır.En sıcak rüzgarlar sürtünmeden dolayı oluşan rüzgarlardır.
      *) Yazın buharlaşmanın kış aylarına göre daha fazla olmasına karşın kışın daha fazla yağışın düşmesinin sebebi , hava ısındıkca maksimum nemin artması ve hava sogudukca taşıyabileceği nem kapasitesi yanı maksimum nemin azalmasındandır.Buharlaşma ne kadar olursa olsun yağıs olabilmesi için havanın bir zaman neme doyması lazım.Unutmayalım ki ısınan hava genleşir ve yükselir.Belli bir süre sonra soğur ve neme doyar , yogunlaşarak yağıs bırakır.
      *) Sıcak ve soğuk havanın karşılaşması sonucu sis oluşur.Sislerin gece veya sabaha karsı oluşmasının nedeni sabaha karşı atmosferin daha soğuk olmasından dolayıdır.
      *) Yağmur : Hava sıfır derece üzerinde ise düşer , Kar: Hava sıfır derecenin altındaysa düşer , Dolu : Hava sıfır derece ise düşer.
      *) Konveksiyonel Yagıslar : Isınan havanın yükselmesiyle meydana gelen yağışlardır.Ekvatoral bölgede yaygındır.
      Cephe Yağışları : Sıcak ve soğuk havanın çakışıp birbirleriyle hallolluştukları zaman oluşan yağıslardır.Akdeniz ikliminin olduğu yerlerde görülür.
      *) Kıtalar başlangıçta tek parça halindeymiş bunu doğrulayan iki bilgi önesürmüşler ; birincisi , farklı kıtalarda aynı hayvan fosillerinin olması , ikincisi kıtaların birbirini yapboz gibi tamamlaması.
      *) Levhalar ya birbirine yaklaşma ya da uzaklaşma hareketi uygularlar.Okyanus tabanlarında levhaların birbirlerinden uzaklaştıklarında derinden gelen magmanın bu boşlukları doldurmasıyla okyanus sırtları oluşur.
      *) Levhalar birbirine yaklaştığı zaman yeryüzü esnek bir yapıya sahipse kıvrım dağları , kırılgan bir yapıya sahipse kırık dağları oluşturur.Kırıklı yapıda altta kalan kısım graben , üstte kalan kısımlara horst denilir.Kıvrılmada üstte kalan kısımlara antiklinal , üstte kalan kısımlara senklinal denilir.
      *) İstanbul ve Çanakkale bogazları ve Ege denizi dördüncü jeolojik zamanda oluşmuştur
      *) Alp ve Himayala dağları , Toroslar Kıvrım dağlarına örneklerdir.
      *) Akarsu eğitimi arttıkça : Derine aşındırma artar , birikinti yoktur , taşımaya elverişsizdir , hidroelektrik potansiyeli yüksektir.Eğim az ise tam tersidir.
      *) Ekvatordan kutuplara gidildikçe kalıcı kar sınırı azalır.
      *) Yağışın fazla oldugu özellikle ekvatoral bölgelerde Ahşap evler yaygındır.Çöl ikliminin görüldüğü kurak yerlerde Kerpiç evler yaygındır.Soğuk iklimin görüldüğü yerlerde Taş evler yaygındır.
      *) Yamaçlardaki bitki örtüsü düz alanlara göre daha gür ve çeşitlidir.
      *) Dağ yamaçlarında yükseklere çıkıldıkca sıcaklığın düşününe baglı olarak bitki türündede değişiklikler görülür.
      *) Fiziksel çözünme : Sıcak + Soğuk farkı fazla ise – Dönenceler çevresi …
      Kimyasal Çözünme : Su + Sıcaklık fazla ise – Ekvatoral bölge , Akdeniz bölgesi…
      + Akdeniz toprakları neden kireçlidir ? Karistik bölge oldugu için.Kalkerler sıcak ve nemli havanın oldugu yerde Çoktur.Erimeye elverişti kayaç türüdür.
      *) Kırmızı topraklar ( Terra Rossa ) : Verimsiz olmasının sebebi kireç oranının fazla olmasındandır.Topraktaki demir minerallerinin oksitlenmesinden dolayı rengi kırmızıdır.
      Laterit topraklar : Verimsiz olmasının sebebi kimyasal çözünme sonucu organizmalar tarafından humus örtüsünün yenmesi ve aşırı yıkanmadan.
      Podzol Topraklar : Verimsiz olmasının nedeni aşırı yıkanmadan dolayı.Kül rengi topraklarmış.Zavallının aşırı yıkanmaktan beti benzi atmış.
      Kestane Rengi Bozkır Toprakları : Verimsiz olmasının nedeni tuz oranının fazla olmasından.Sıcak ve nemsiz bölgenin toprakları tuzlu olur.
      11 – 02 – 2012
      :
      AKDENİZ BÖLGESİ :
      *Ülkemizin en engebeli bölgesidir.
      *Karstik arazilerin ve karstik sekillerin en fazla bulunduğu bölgedir.
      *Yıllık ortalama sıcaklığı en fazla olan bölgedir.
      *Ülkemizin en büyük delta ovası olan Çukurova bu bölgededir.
      *Günes enerjisinden en fazla yararlanılan bölgedir.
      *Kıs mevsiminin en kısa ve en ılık geçtiği bölgedir.
      *Bulutluluk oranı en az olan bölgedir.
      *Yaz ve kıs yağısları arasındaki farkın en fazla olduğu bölgedir.
      *Don olayının en az görüldüğü bölgedir.
      *Yıl içinde gölge uzunluğunun en kısa olduğu bölgedir.
      *Yaz turizminin en erken basladığı ve en geç bittiği bölgedir.
      *Sebze ve meyvenin en erken olgunlastığı bölgedir.
      *Seracılık, turfanda sebze ve meyve üretiminin en fazla olduğu bölgedir.
      *Türkiye’nin muz ve gül üretiminin tamamını karsılayan bölgedir.
      *Yılda aynı araziden birden fazla ürün alma açısından en elverisli bölgedir.
      *En fazla mevsimlik isçi göçü alan bölgedir.
      *Türkiye’yi çevreleyen denizlerden en tuzlu olanı Akdeniz’dir.(%38)
      *Dünyada sığla(günlük)ağacının en fazla yetistiği yerdir.
      *En tuzlu denizimiz Akdeniz’dir.
      *Gece ve gündüz süreleri en az olan bölgedir.
      *Kıs yağıslarının(yağmur) en fazla olduğu bölgedir.
      *intansif tarımın en fazla yapıldığı bölgedir.
      *Turunçgil, soya, yer fıstığı,muz, susam,mısır ve anason üretiminin en fazla olduğu bölgedir.
      MARMARA BÖLGESİ :
      *Yer sekilleri en sade olan bölgedir.
      *Ortalama yükseltisi en az olan bölgedir.
      *iklimi en fazla çesitlilik gösteren bölgedir.(sebebi:özel konum)
      *En fazla tarım ürünü çesitliliğine sahip olan bölgedir.
      *Tarım alanlarının bölge yüzölçümüne oranının en fazla olduğu bölgedir.
      *Ayçiçeğin en fazla üretildiği bölgemizdir.
      *Hidroelektrik enerji potansiyeli en az olan bölgedir.
      *En çok enerji tüketen bölgedir.
      *Özel konumu sayesinde ulasım ve ticaretin en fazla gelistiği bölgedir.
      *Ulasım, ticaret ve turizm gelirleri en fazla olan bölgedir.
      *istanbul, en büyük iç alım (ithalat) limanıdır.
      *En çok nüfuslanmıs ve en fazla göç alan bölgedir.
      *Nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgedir.
      *Türkiye’nin en tenha yeri olan Yıldız Dağları bu bölgededir.
      *Dünyanın en zengin bor yatakları bölgede yer alan Bursa Mustafakemalpasa ve Susurluk’ta bulunmaktadır.
      *Bölgede çıkarılan bor mineralleri Bandırma’da islenmektedir.
      *ipek böcekçiliği ve kümes hayvancılığının en fazla yapıldığı bölgedir.
      *Et ve süt verimi yüksek olan kıvırcık koyun(merinos) en fazla bu bölgede yetistirilir.
      *Kentlesme oranının en yüksek olduğu bölgedir.
      *Okur-yazar oranı en yüksek olan bölgedir.
      *Orman alanı bakımından 3. sıradadır.
      *Balıkçılık bakımından Ege ve Akdeniz’den önce gelir.
      KARADENİZ BÖLGESİ :
      *En fazla yağıs alan bölgedir.
      *Kırsal-tarımsal nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölgedir.

      *Yıllık sıcaklık farkı en az olan bölgedir.
      *Kimyasal çözülmenin en fazla, mekanik çözülmenin en az olduğu bölgedir
      *Gölge boyu uzunluğunun en fazla olduğu bölgedir.
      *Günes enerjisinden en az yararlanan bölgedir.
      *Fındık ve çay üretiminin en fazla yapıldığı bölgedir.
      *Nadasa ayrılan toprakların en az olduğu bölgedir.
      *Orman bakımından en zengin olan bölgedir.
      *Türkiye’nin en önemli taskömürü havzası(Zonguldak) bu bölgededir.
      *Heyelan ihtimali en fazla olan bölgedir.
      *En fazla falezli kıyılar bu bölgededir.(Özellikle Doğu Karadeniz)
      *Yağıs rejimi en düzenli olan bölgedir.
      *Balıkçılığın en fazla yapıldığı bölgedir.
      *Doğu-batı yönünde en uzun olan bölgedir.
      *Dağınık yerlesmelerin en fazla görüldüğü bölgedir.
      *Dısarıya en fazla göç veren bölgedir (özellikle Doğu Karadeniz ) *
      Yerel saat farklarının en fazla olduğu bölgedir.
      *Gece-gündüz sürelerinin en fazla olduğu bölgedir.
      *Sehirleri küçük ama sayı olarak en fazla sehre sahip bölgemizdir.
      *Dört mevsim yağıs aldığından buğday ve pamuk yetismez.
      *Nüfus en fazla art bölgesi genis olan sahillerde(Trabzon, Samsun) toplanmıstır.
      *Kereste fabrikalarının en çok olduğu bölgedir.Fabrikalar özellikle Batı Karadeniz’de toplanmıstır.(Sebebi hammaddenin çok olusu)
      *Taskömürü ve Demir-Çelik Endüstrisinin varlığı burada göçü azaltmıstır.(Ereğli-Karabük-Zonguldak)
      *Akarsu havzası en genis olan bölgedir.
      İÇ ANADOLU BÖLGESİ :
      *En kurak ve en az yağıs alan bölgedir.(Tuz Gölü ve çevresi 250 mm. yağıs alır)
      *Türkiye’de ova ve platoların en genis yer kapladığı bölgedir.
      *Türkiye’nin en büyük ovası olan Konya Ovası bu bölgededir.
      *Konya ovası Türkiye tahıllarının %33’ünü karsılar.
      *Türkiye’nin en büyük kapalı havzası olan Tuz Gölü Havzası bu bölgededir.
      *Konveksiyonel yağısların en fazla olduğu bölgedir.
      *Erozyonun en fazla olduğu bölgedir.
      *Nadasa ayrılan toprakların en fazla olduğu bölgedir.(yağısın az olması nedeniyle)
      *Tarım alanlarının en genis olduğu bölgedir.
      *Buğday ekim alanının en genis olduğu bölgedir.
      *Buğday, arpa, sekerpancarı, elma ve patatesin en çok üretildiği bölgedir.
      *Toplam hayvan sayısı en fazla olan bölgedir.
      *Koyun ve tiftik keçisinin en fazla yetistirildiği bölgedir.
      *Yapı malzemesi olarak kerpicin en fazla kullanıldığı bölgedir.
      *Konya-Karapınar rüzgar asındırmasının en etkili olduğu yerdir.
      *Mekanik çözülmenin en fazla görüldüğü bölgedir(Konya-Karapınar)
      *Türkiye’de lületasının çıkarıldığı tek bölgedir.
      *Yesil mercimek en fazla bu bölgede(Yozgat) yetistirilir.
      *Türkiye’de karstik arazi Akdeniz Bölgesinden sonra en fazla bu bölgededir.
      *En yoğun nüfuslu yerleri; Ankara, Eskisehir, Sivas, Konya ve Kayseri’dir.
      GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ :
      *Yüzölçümü itibariyle en küçük bölgedir.
      *Yaz kuraklığı en fazla olan bölgedir.
      *En yüksek sıcaklıkların ölçüldüğü bölgedir.
      *Buharlasmanın en fazla olduğu bölgedir.
      *Ormanın en az olduğu bölgedir.(%3)
      *Nüfusun en az olduğu bölgedir.
      *Sulamaya en fazla ihtiyaç duyulan bölgedir.
      *Fosfatın en fazla çıkarıldığı bölgedir.
      *Antep fıstığı, mercimek ve karpuzun en fazla üretildiği bölgedir.
      *Deprem riski en düsük olan bölgedir.
      *Türkiye’nin en büyük baraj gölü olan Atatürk Baraj Gölü bu bölgededir.
      *Türkiye petrol üretiminin tamamı bu bölgede yapılmaktadır.
      *Kırmızı mercimek üretimi en fazla bu bölgede yapılmaktadır.
      *En fazla mevsimlik göç veren bölgedir.
      *GAP tamamlandığında bölgede tarım ve ticaret en üst seviyeye çıkacaktır.
      GAP TAMAMLANDIKTAN SONRA
      *Sulu tarıma geçilecek
      *Nadas alanları azalacak
      *Tarımsal ürün çesitliliği artacak
      *Pamuk ve pirinç üretimi artacak
      *Bölge, pamuk üretiminde 1. sırayı alacak
      *Bölgede ekilen buğdayın yerini pamuk alacak
      *Yapılan barajlar iklimin yumusamasını sağlayacak
      *Barajlar sayesinde elektrik üretimi artacak
      *Bölgeye dısarıdan göçler olacak
      *Bölgenin nüfus yoğunluğu artacak
      EGE BÖLGESİ :
      *Tuzun en fazla üretildiği bölgedir.
      *Linyitin en fazla çıkarıldığı bölgedir.
      *Termik elektrik enerjisinin en fazla üretildiği bölgedir.
      *Dzmir, Türkiye’nin en önemli ihracat limanıdır.
      *Türkiye’deki tek jeotermal enerji santrali Denizli-Sarayköy’dedir.
      *Horst ve grabenlerin en fazla olduğu bölgedir.1. deprem kusağı içinde yer alır.
      *Bölge; zeytin, üzüm, hashas, tütün ve incir üretiminde birincidir.(z-ü-h-t-i)
      *Kıta sahanlığı en genis olan bölgedir.
      *Kıyı uzunluğu en fazla olan bölgedir.
      *Türkiye’deki ilk demiryolu izmir-Aydın arasında yapılmıstır.
      *Türkiye’nin en önemli uluslar arası fuarı Dzmir’dedir.
      *Dünyadaki en güzel karstik birikim sekli olan Travertenler Pamukkale’de yer alır.
      *intansif tarımın en yaygın olduğu bölgedir.
      *En fazla koy ve körfeze sahip olan kıyı bölgemizdir.(en girintili-çıkıntılı bölgedir.)
      *Marmara bölgesinden sonra en yoğun nüfuslu 2. bölgedir.
      *Turizm gelirleri açısından Marmara bölgesinden sonra 2. sırada olan bölgedir.
      *Denge profiline en yakın olan bölgemizdir.
      *En fazla delta ovası bu bölgede bulunur.
      *En genis hinterlant(Ard bölge)’a sahip bölgedir.
      *Bölge gelismislik bakımından Marmara’dan sonra 2. sıradadır.
      *Manisa Türkiye tütün üretiminde birinci sıradadır.
      DOĞU ANADOLU BÖLGESİ :
      *En genis alanlı bögedir.
      *Ortalama yükseltisi en fazla olan bölgedir.Türkiye’nin çatısı olarak anılır.
      *Türkiye’nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı(5137 m.) bu bölgededir.
      *Ölçülmüs en düsük sıcaklıklar bu bölgededir.
      *En siddetli karasal iklimin görüldüğü ve en soğuk olan bölgedir.
      *Nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölgedir.
      *Turizm gelirleri en düsük bölgedir.
      *Bölgedeki Malatya, Kayısı üretiminde birinci sıradadır.
      *Büyükbas hayvancılığın en fazla yapıldığı bölgedir.(Özellikle Kars)
      *Sanayisi en geri olan bölgedir.
      *Elektrik üretimine en fazla katkı sağlayan bölgedir.
      *Sebze tarımına en elverissiz bölgedir.
      *Tarımsal faaliyetlerin en geç baslayıp, en erken bittiği bölgedir.
      *Donlu gün sayısı en fazla olan bölgedir.
      *Maden ve enerji üretimi en fazla olan bölgedir.(Yukarı Fırat, Malatya, Elazığ)
      *Okur-yazar oranı en düsük olan bölgedir.
      *Türkiye’de yol yapım ve ulasım maliyetlerinin en fazla olduğu bölgedir.
      *Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü bu bölgede yer almaktadır.
      *Türkiye’nin en büyük kapalı havzası olan Van Gölü kapalı havzası bu bölgededir.
      *Bu bölgeden kaynağını alan tüm akarsular ülkemiz dısına çıkmaktadır.
      *En tenha nüfuslu il olan Hakkari, bu bölgededir.
      *Ekili-dikili alanı en fazla olan bölgedir.(sebebi: yüzölçümünün fazla olması)
      25 – 01 – 2012
      *) Dünya Batıdan doguya döndüğü ıcın , Gunes her zaman doguda dogar , yerel saat her zaman doguda daha ılerıdır. 11 -02 – 2012 GÜNCELLENDI.
      ÖNEMLİ BOĞAZLAR.
      İSTANBUL BOĞAZI :Karadeniz – Marmara Denizi arası Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler kullanmak zorundadır.
      ÇANAKKALE BOĞAZI : Marmara – Ege Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler kullanmak zorundadır.
      SUVEYŞ KANALI : Akdeniz-kızıl deniz Mısır Ülke sınırları içerisindedir.
      CEBELİ TARIK BOĞAZI : Akdeniz – Atlas Okyanusu Arasında
      BAB-ÜL MENDEP BOĞAZI : Kızıl denizi Umman denizine bağlar.
      HÜRMÜZ BOĞAZI : İran Körfezini Umman D. bağlar
      MESSİNA BOĞAZI : Tren Denizi- Yunan Denizi İtalya’da Sicilya adasıyla İtalya yarımadası arasındadır.
      BERİNG BOĞAZI : Bering Denizi- Kuzey Buz Denizi Alaska(ABD)-Sibirya, Asya ile K.Amerikanın en yakın…
      MACELLAN BOĞAZI : Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus G.Amerika güneyindedir. (Drake Boğazı biraz daha güneyde)
      MALAKKA BOĞAZI : Sumatra adası ile Malakka yarımadası arasındadır. Endonezya-Malezya
      SONDE BOĞAZI : Sumatra adası ile Cava Adası arası(Endonezya)
      DOVER BOĞAZI : Manş Denizi – Kuzey denize bağlar. İngiltere-Fransa arasındadır.(Manş Denizi boğaz gibidir.)
      KİEL KANALI : Baltık Denizini kuzey denize bağlar Almanya sınırları içerisindedir.
      PANAMA KANALI : Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus Panama Sınırlarındadır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe