Bilim 194 1

Aydınlıkta Kaybolmak, Işık Kirliliği

Okuma Süresi3 Dakika

Yaklaşık 2 milyon yıl önce ateşin kontrol edilmesiyle insanların büyük bir yardımcısı haline gelen ışık, görevini uzun yıllardır yapmaya devam ediyor. Bu değişim sayesinde; sadece Güneşin varlığında aydınılığı elde edebilen insan, artık istediği zaman bulunduğu yeri aydınlatabilir hale geldi. Gündüz yapması gereken işleri artık gece de ateşten sağladığı ışık sayesinde yapabiliyordu. Vahşi hayvanların saldırılarından korunmak ışık sayesinde daha kolay hale gelmişti. Fakat bu kadar temel bir ihtiyacı gideren ışığın ne olduğu hala tam olarak bilinmemektedir.Tarih boyunca bilim insanları ışığı anlamaya ve anlatmaya çalıştılar.Bu araştırmalar sonucunda ışığı açıklamaya yönelik iki ayrı model ortaya çıktı.Kısaca bunları irdelemeye çalışalım.

 

Işığın Dalga Modeli

İlk olarak Christiaan Huygens tarafından geliştirilen teori 200 yıl sonra Thomas Young ile ileri seviyeye taşındı. Çift yarık deneyiyle bilinen Young, ışığın dalga hareketi yaptığını öne sürmüştür.

Işığın Tanecik Modeli

Bu modelin ışığın fotonlardan meydana geldiğini söylemektedir. Fotonlar, çok küçük parçacıklardır ve kaynaktan oldukça fazla miktarda çıkarlar.Sonraki yıllarda Albert Einstein’dan da destek alan bu model ışığı açıklamaya çalışan ve yaygın olan iki modelden biridir.

Tüm bu araştırmalar ışığın ne olduğu konusunda tartışadururken, ışığın herkesin hemfikir olduğu bir özelliği var: Gerekliliği. Işık, teknolojik gelişmenin tarihteki en büyük atılımını yaptığı son yüzyılda şüphesiz ki büyük önem arz ediyor. Fakat insanoğlu bir olaya elini atar da bunu gereğinden fazla kullanmadan bırakır mı ? Hava kirliliği, su kirliliği, gürültü kirliliği derken bu kavramlara bir de ışık kirliliği eklendi.

 

Işık Kirliliği Nedir ?

Işığın doğal dengeyi bozacak, diğer canlıların içgüdüsel hareketlerini etkileyecek, gecenin karakteristik özelliklerini ortadan kaldıracak derecede fazla kullanımına ışık kirliliği denir.
Işık kirliliğinin de diğer kirlilikler gibi seviyeleri mevcuttur. New York, Tokyo gibi dünyanın bazı kalabalık ve LED reklam panosu açısından zengin bölgelerinde ışık kirliliği üst düzeydedir. Bunun sonucunda zaten gökdelenlerin artmasıyla birlikte görülmesi zorlaşan gökyüzü iyice yüzünü çevirmektedir.

Işık Kirliliğinin Sonuçları

Doğada birçok canlı ışığı bir uyarıcı olarak kullanır. Ayçiçekleri ışığın yoğun olarak geldiği tarafa doğru dönerler. Tavuklar, biyolojik saatlerini ışığa göre oluşturular. Deniz kaplumbağaları, yumurtalarından çıkıp denizin parıltısına göre yönlerini belirlerler. Işık kirliliğinden etkilenen sadece hayvanlar değildir. İnsanlardaki birçok hormonsal aktivite ışığa göre düzenlenir. Uyku srasında salgılanan ve birçok faydası bulunan Melatonin hormonu, fazla ışığa maruz kalınırsa yeterince salgılanamaz.Bu durum beraberinde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Uyuyamama problemi yaşayanlara uyumadan önce elektronik cihazları kullanmamalarının tavsiye edilmesinin sebebi budur.

 

Ne Yapılmalı ?

Gereksiz bütün ışıklandırmalardan kaçınılmalı ve ışığın bir enerji olduğu, çeşitli zararlarının olabileceği unutulmamalı. Işık kirliliğinin ciddi bir konu olduğu ve önlem alınması gerektiği anlaşılmalıdır. İnsan hayatını büyük oranda kolaylaştıran teknoloji, planlı bir şekilde kullanılmalıdır.

Işık kirliliği hakkındaki görüşlerinizi yorum kısmında paylaşabilirsiniz.Sizce ileride ışık kirliliği hangi seviyeye gelebilir ve ne gibi sonuçlar doğurabilir ?

Samet Şahin {Samet Şahin}

Kocaeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi - Nesne Yönelimli Programlama, Mobil Uygulama Geliştirme alanlarında çalışmakta - Java ve Linux tutkunu.

“Aydınlıkta Kaybolmak, Işık Kirliliği” üzerine 1 yorum

  1. atakan dedi ki:

    ışık kirliliği son dönemlerde oldukça arttı. Herkes ışığın güzel olduğunu düşünür ancak ben o konuda çelişkideyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
23 + 11 =